Archive

Archive for March, 2006

MS Vista yine ertelendi

Evet yine yeni yeniden.. Vista’nın çıkış tarihi ertelendi. Daha önce, yok artık bir daha ertelemeyeceÄŸiz, 2006 sonunda çıkaracağız derken ÅŸimdi de, güvenlik sorunları sebebiyle gelecek yıla kaldığını bildirdiler.

Vista’nın en saÄŸlam noktasının güvenlik olacağı söylenirken, güvenlik açıklarının kapatılacağı söylenerek çıkış tarihinin ertelenmesi ilginç bir nokta. Ayrıca Ms’in hiçbir ÅŸekilde özgür yazılımlar kadar güvenilir olamayacağını düşünüyorum. Çünkü özgür yazılımda, hata bulma ve düzeltme hızı, ms’in hızından daha fazla. Bu da özgür yazılımını güçlü olduÄŸunu gösteren bir örnek!

Â

MS Vista

Â

Vista konusunda ilgimi çeken bir diÄŸer husus da; Vista’nın piyasaya altı farklı sürümle çıkacak olması.Ev kullanıcılarına yönelik, Vista Home Basic, Vista Home Premium ve Ultimate edition, kurumsal kullanıcıya yönelik olarak da Vista Business ve daha üst düzeyde Vista Enterprise paketleri bulunuyor. Böyle versiyonlamasının iyi olduÄŸunu düşünebilirsiniz lakin hiç de öyle deÄŸil! Çünkü her versiyon bir öncekinden daha pahalı lisans demek… Bu da insanların maddi olanaklarını zorlamasına sebep olacak!

Evet yine de bekliyorum merakla bakalım neler olacak!

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Gün izlenimleri Tags:

Beyza’nın Kadınları

Beyza'nın Kadınları

Evet uzun zamandır beklediğim film sonunda vizyona girdi. Filmde Asansör filminin yönetmeni Mustafa Altıoklar imzası var.. Filmin konusu söyle:

Â

Beyza’nın Kadınları, bir yandan giderek derinleÅŸen bir seri katil bulmacası, diÄŸer yandan kiÅŸilik bölünmesi yaÅŸayan bir kadının kendisi ve geçmiÅŸiyle yüzleÅŸmesi üzerine kurulu. Hayatında her ÅŸeyin yolunda gittiÄŸini düşünen, psikiyatr kocası Doruk?a aÅŸkla baÄŸlı Beyza Türker’in hayatı, yaÅŸamaya baÅŸladığı tuhaf bilinç kayıplarıyla altüst olur. Bu arada İstanbul’un çeÅŸitli semtlerinde bulunan kesilmiÅŸ bacaklar yüzünden ÅŸehri seri katil korkusu sararken, cinayetleri araÅŸtıran komiser Okan yeni iÅŸ ortağı Doruk Türker ile tanışır. EÄŸitimini Amerika’da almış olan Doruk Türker bu davada seri cinayet uzmanı olarak görev almıştır. Komiser Okan ve Doruk seri katili ararken, Beyza da hatırlayamadığı kayıp zamanlarının peÅŸine düşer. Polis katilin peÅŸindeyken Beyza da kendi gerçeÄŸiyle yüzleÅŸir: Öldürülen kurbanlarla arasında kendisinin bile çözemediÄŸi bir iliÅŸki bulunmaktadır.

Oyuncular: Tamer Karadağlı, Levent Üzümcü, Demet Evgar, Mine Çayıroğlu, Arda Kural, Ahmet Mümtaz Taylan, Salih Güney

Evet bir de internet sitesi var: Beyza’nın Kadınları

Pazartesi gününe kadar izlemeyi planlıyorum bir mani çıkmazsa… İzlenimlerimi paylaşırım zaten buradan! EÄŸer sinemaya giderseniz sizlere de iyi seyirler ;)

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Gün izlenimleri Tags:

Baba ve Piç – İzlenim Yazısı

Öncelikle bu izlenim yazısı subjektif olacaktır uyarırım. İzlenim dediÄŸimiz kavramın öznelliÄŸi bir yana, esas öznellik Elif Åžafak’ın yazılarının hayranı olmamdan kaynaklanıyor! Üslübunun hoÅŸluÄŸu bir yana, seçtiÄŸi konuların güzelliÄŸi diÄŸer yana; benim açımdan en güzel olanı romanlarında belirgin sonların olmaması ve karakterlerini hayattan ödünç almış alması… Lafı fazla uzatmadan nacizane izlenimlerimi aktarayım sizlere.

Romanı elime almadan önce, kafamda soru işaretleri yok değildi.Konu olarak seçtiği başlık değil de, kadınların çercevesinden işlemesi korkutmuştu beni nedense. Belki de her dem rasyonel olmayışlarından(ki bu izlenim tecrübelere dayanmaktadır.) yakındığım karşı cinsin hakim olduğu romanın da bir nebze olsun rasyonellikten kopacağını düşündüm. Lakin ilk kelamları düşmeye başlayınca zihne, silindi bu tereddütler silsile şeklinde!

Bir varmış, bir yokmuş

Tanrı’nın mahlukları tahıl kadar çokmuÅŸ

Fazla konuÅŸmak günahmış…Â

Bir Türk masalına mukaddime

… ve bir Ermeni masalına

Roman; erkekleri apansız ve açıklamasız ölüveren, Türk Kazancı ailesiyle, zamanın evvelinde rüzgarla beraber sürüklenen Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküsünü öyle dipten dibe öyle iç içe işliyor ki bırakmak istemedim kitabı elimden.

Romandaki karakterlerden, asabi ve kimi zaman isyankar Zeliha ve aynadaki aksi gibi olan kızı Asya; temelini oluÅŸturuyor romanın. Ne kadar temel olsalar da sadece onların etrafında dönmüyor romanın kurgusu. ArmanuÅŸ(nam-ı diÄŸer Amy) ise romanın araÅŸtırıcı, sorgulayıcı ve birleÅŸtirici öğesi bence. Temel olmasa da romanı destekleyen ana kolonlardan biri. Kazancı ailesi ile Çakmakçıyan ailesinin öyküsü, Amerikadaki vefasız Kazancı erkeÄŸi Mustafa ile Çakmakçıyan ailesinin eski gelini(Barsam Çakmakçıyan’ın eski eÅŸi) Rose’un evlenmesi ile kesiÅŸmiÅŸ gibi gözükse de ortak bir tarihe sahipler esasında hiç beklenmedik ÅŸekilde. Aslında ufak bir model bu, günümüz Türk-Ermeni iliÅŸkisine.GeçmiÅŸte beraber yaÅŸayanlar bir yana, apayrı bir grup daha var: İstanbul Ermenileri. Elif Şafak’ın deyimiyle arafta olanlar. BoÄŸazın havası ciÄŸerlerine temas eden, o havayı teneffüs edip de belki ilk aÅŸklarını İstanbul’da yaÅŸayanlar. Ne İstanbul’dan kopabilirler, ne de geçmiÅŸlerinden. Esasında en güzeli o belki de. Arafta olmak. Ne geçmiÅŸi unutmak,sahipsiz bırakmak; ne de körü körüne baÄŸlanıp geçmiÅŸe yıkılmaz setler çekmek geleceÄŸin önüne! Orta karar olması en güzeli!

Bir sağa savruldum, bir sola romanı okurken. Tahmin etmeye çalıştım bir sonraki adımı lakin çoğu zaman tutmadı tahminlerim. Klasikleşen roman işleyişinden uzak, akla yatkın bir yapı hissettim romanı okurken!

Ne kadar tercüme olsa da, Araf’tan farklı olarak buram buram Elif Åžafak kokuyordu cümle yapıları ve kelimeler. Bit Palas’taki havayı tekrar soluma imkanı buldum. Mutluyum bu sebeple. Elif Åžafak hangi dilde yazmış olursa olsun, önemli olan çevirmenin Elif Åžafak üslübunu yansıtmış olmasıydı! Zaten kitabın başında yazan, ” Orjinali İngilizce olan Baba ve Piç,Aslı Biçen tarafından TürkçeleÅŸtirilmiÅŸ, metne son hali yazar ve çevirmenin ortak çalışmasıyla verilmiÅŸtir.” açıklaması da beni haklı çıkarıyor sanırım.

EÄŸer toparlamam gerekirse; Elif Åžafak’ın yazılarının hoÅŸluÄŸunu bilenlerin zaten kitabı okuyacağını varsayarsam, o hoÅŸ yazılarla tanışmamış olanlara okumalarını tavsiye edeceÄŸim bu hoÅŸ eseri.

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Nerden çıktın ya sen! Tags:

Uzun süren sessizlik…

Neredeyse 1 hafta süren sessizlikten sonra yeniden merhaba…(Kendimi TV’de program yapan insanlara benzettim birden…) SessizliÄŸin nedenini bilmiyorum esasında. Ne yoÄŸunluk ne de yorgunluk. Aslında sanırım biraz zihinsel durulanma, biraz da fotoÄŸraflara has olan hayatın sessiz, gürültüsüz tarafını görme çabasıyla geçti zaman… Zaten 2 gününü Elif Åžafak’ın yeni eserini okumakla geçirdim.Bir sonraki yazı bu kitapla ilgili olacak! Ve ÅŸu andan bu yazıyı sonlandırıyorum çünkü CNN Türk’de Elif Åžafak var Tarafsız Bölge adlı programda…

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Gün izlenimleri, Öylesine Tags:

Baba ve Piç – Elif Åžafak

Baba ve Piç
Elif Åžafak’ın yeni romanını çevirisi(çünkü Elif Åžafak romanı İngilizce yazdı. ) bugün(8 Mart ) kitapçılarda yerini aldı. Ve haliyle bendeniz bugün zorlu bahar(!) koÅŸulları altında Kadiköy Alkım’dan aldım kitabı. Okumaya baÅŸladım ve umarım yarına, en geç Cuma gününe bitecek. Burada da kitabın analizini yapmayı istiyorum bittikten sonra…(Haddime düşmese de)
 İşte kitabın arka kapağında yazanlar: Â

“Kocanızın izni lazım elbette,” diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. “Tabii eÄŸer evliyseniz…?”
      Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaÅŸtı. Ne var ki Zeliha’nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. B”u toplumsal iÅŸkenceden keyif alıyor deÄŸildi elbette ama içinden bir ses baÅŸkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemiÅŸti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kiÅŸisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermiÅŸti, “utanç” pekâlâ bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuÄŸun bir babası yoktu.
      Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doÄŸan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul’da bir piç, sallanan bir diÅŸ gibi her an düşmeye hazırdı.
      Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmişi tamamen unutmak mı daha doğru, geçmiş bilincini beraberinde taşımak mı? Diğer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikâyesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.
Â
Kaynak ve Ayrıntılı Bilgi: Metis Kitap
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Gün izlenimleri Tags: