Baba ve Piç – Elif Åžafak
March 8th, 2006
3 comments

Elif Åžafak’ın yeni romanını çevirisi(çünkü Elif Åžafak romanı İngilizce yazdı. ) bugün(8 Mart ) kitapçılarda yerini aldı. Ve haliyle bendeniz bugün zorlu bahar(!) koÅŸulları altında Kadiköy Alkım’dan aldım kitabı. Okumaya baÅŸladım ve umarım yarına, en geç Cuma gününe bitecek. Burada da kitabın analizini yapmayı istiyorum bittikten sonra…(Haddime düşmese de)
 İşte kitabın arka kapağında yazanlar: Â
“Kocanızın izni lazım elbette,” diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. “Tabii eÄŸer evliyseniz…?”
      Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaÅŸtı. Ne var ki Zeliha’nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. B”u toplumsal iÅŸkenceden keyif alıyor deÄŸildi elbette ama içinden bir ses baÅŸkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemiÅŸti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kiÅŸisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermiÅŸti, “utanç” pekâlâ bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuÄŸun bir babası yoktu.
      Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doÄŸan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul’da bir piç, sallanan bir diÅŸ gibi her an düşmeye hazırdı.
      Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmiÅŸi tamamen unutmak mı daha doÄŸru, geçmiÅŸ bilincini beraberinde taşımak mı? DiÄŸer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiÄŸi, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuÅŸak kadının hikâyesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.Â
      Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaÅŸtı. Ne var ki Zeliha’nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. B”u toplumsal iÅŸkenceden keyif alıyor deÄŸildi elbette ama içinden bir ses baÅŸkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemiÅŸti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kiÅŸisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermiÅŸti, “utanç” pekâlâ bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuÄŸun bir babası yoktu.
      Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doÄŸan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul’da bir piç, sallanan bir diÅŸ gibi her an düşmeye hazırdı.
      Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmiÅŸi tamamen unutmak mı daha doÄŸru, geçmiÅŸ bilincini beraberinde taşımak mı? DiÄŸer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiÄŸi, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuÅŸak kadının hikâyesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.Â
Kaynak ve Ayrıntılı Bilgi: Metis Kitap
Categories: Gün izlenimleri