Bu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.This post was published 6 years 3 months ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.
Bugünkü Emre Aköz’ün yazısından alıntı yapıyorum. Aköz güncel bir araÅŸtırmayı ve geçmiÅŸten gelen ‘kırık cam teorisi’ ni aktarmış okurlara… Buyrun bir okuyun önce sonra yorumlar…
Colorado Üniversitesi’nden Naci Mocan ve Georgia State Üniversitesi’nden Erdal Tekin‘in incelemeleri, “Fiziksel açıdan çekici olmayanların, suça karışma ihtimalinin, ortalama güzellikte olanlardan fazla” olduÄŸunu belirlemiÅŸ.
BaÅŸka araÅŸtırmalar da çekici olmayan kiÅŸilerin zor iÅŸ bulduÄŸunu ve ‘güzellerden’ daha az maaÅŸ aldıklarını ortaya koymuÅŸtu. AraÅŸtırmalar, çekici öğrencilerin notlarının, diÄŸerlerine kıyasla daha iyi olduÄŸu da saptamıştı.
Bu haber bana bir zamanlar revaçta olan ‘Kırık Cam Teorisi’ni hatırlattı. James Wilson ve George Kelling‘ın geliÅŸtirdiÄŸi teoriye göre, insanlar kötü, çirkin, pis, dağınık mekanlarda kendilerini rahatsız ve tehlikeye açık hissediyor.
Eğer bir mahalle bu hale gelirse, oranın sakinleri taşınmaya başlıyor. Sonuçta bölge çetelerin, serserilerin eline geçiyor.
O halde belediyelerin yapması gereken: Çöpleri ve diÄŸer atıkları düzenli ve hızlı toplamak… Duvar yazılarını silmek… Binaların boyanmasını saÄŸlamak… Kırık pencere camlarını hemen yenilemek vb.

‘Kırık Cam Teorisi’ ABD‘li suç psikologu Philip Zimbardo‘nun 1969‘da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliÅŸtirilmiÅŸti.
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.
Ve olup bitenler gizli kamerayla izlendi.
Sonuç: Bronx’taki otomobil üç gün içinde baÅŸtan aÅŸağıya yaÄŸmalandı. DiÄŸerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi ‘saÄŸ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmiÅŸti ki çevredeki insanlar (saygın beyazlar!) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmiÅŸti.
“Demek ki” diyordu Zimbardo, “ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidiÅŸatı engelleyemeyiz.”Gelelim güzellik-çirkinlik meselesine… Güzellik katsayıları ortalamanın altında olan insanlar da acaba benzeri bir toplumsal hunharlığa mı maruz kalıyor? İtilip kakılıyor, deÄŸer verilmiyor, ikinci plana mı atılıyor?
Onlar da bu aşağılanmanın sonucu olarak, topluma karşı, bazen suç işleyecek derecede hınç mı duyuyor, kin mi besliyor?
Yukarıdaki sorular sosyal psikolojiyle bağlantılı.
Tabii olaya bir de sınıfsal açıdan bakmamız gerekir.
Åžunu biliyoruz: Yoksullar ve eÄŸitimi düşük olanlar daha fazla suç iÅŸler. (Oran olarak.) Ama onlar aynı zamanda da ‘güzel‘ deÄŸildir! Çünkü: 1) İyi beslenemezler. 2) Kozmetik ve saÄŸlık endüstrisinden faydalanamazlar…
Öte yandan yukarıdaki imkanlara sahip paralı erkekler; alımlı, endamlı kadınlarla evlenip daha ‘güzel’ çocuklara sahip olur.
Hayat çok acımasız!
 Evet yazı bu… Bence doÄŸruluk payı yüksek bir teori bu. Ama istisna örnekler de olabilir tüm suç iÅŸleyenler çirkin deÄŸildir ya da tüm çirkinler suç iÅŸlemez. Çevre çok önemli bir faktör bence…
Yukarıdaki kırık cam teorisi de çok manalı geldi bana… Sanırsam ilk harekete fırsat vermemek gerekiyor. Yani bir kıvılcım tüm ormanının kül olmasına sebep olabilir.


