Hatıra gelenler

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 11 years 10 months 7 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Yıllardır kelimeler beni anlatır, ben kelimeleri. Dert zamanında düşünceler akın ettiğinde şu zihnime, kelimeler balıkçı barınağım olur fırtınalı denizlerde. Kimdir, nedir sorularının arasında göz kırpan deniz feneridir belki de… Çözüme değil de sorundan uzağa çeker beni. Aslolan kalbin ferahlığı olunca, yola koyulurum kelimelerin yolunda.

Hatıraların hatıra ne zaman, nasıl geleceği belli olmaz sanırım… Hatıralardan kaçışın çok mümkün olmamasının sebebi de budur zannımca. Hayatın dolambaçlı yollarının çıkışını bulmaya çalışırken bendeniz, ağır ağır kendimi eritiyorum sokaklarında kimsesiz iklimlerin. Sebebini bilmediğim ve belki de hiç öğrenemeyeceğim olayların sonucunda ortaya çıkan; manasız gelen, aslında manasını yitirmiş görünen sorular, günün birinde zihnin “cevapsızlar? köşesindeki yerinden; “cevaplananlar? kısmına göç edecektir elbette.

Kimi geceler kâbusun bir parçası olur hatıralar… Kimi zaman da özlemin bir parçası. Eğer biraz daha yüksekten, daha geniş bir bakış açısından bakılırsa; görülecektir ki hatıralar aslen kendisidir hayatın. Duyguların hafızada yer bulabilmesi hatıralar bağlıdır. İnsanın insan yapan da zaten geçmişteki duygulardan yani hatıralardan benzeri hatırlayıp; doğru olanı seçmeyi denemesidir.

En keskin hatıralar kötü olanlardır. Hayatın silkeli tokatlarından birini yemişseniz eğer fiziki yara kapansa bile hatıralar arasındaki yeri silinmez; hatta gün geçtikçe daha da bilenir, keskinleşir.

Heybedeki en güzel anılar kimi zaman diğer hatıralardan daha kısa ömürlüdür, kimi zaman da derinlerine gömülür zihnin. Gelenin gidenin olmadığı göç yollarına kervansaray kurmak gibidir hafızada yer vermek güzel hatıralara.

En başta dediğim gibi kelimeler beni anlatır, ben kelimeleri. Anlatırız da birbirimizi dertlere çare bulamayız. Derman olamayız birbirimize. Hayata bakmak bir beyaz kâğıda bakmak gibidir, her şey olabilir. Her şey anlatılabilir bir beyaz kâğıtla, kendimizden gizlediklerimiz dışında.

Uzun bir yoldan gelen

Tedariksiz katıksız bir yolcuyum

Yaralı yarasız sevdalardan geçtim

Koynumda bir beyaz kâğıt boşluk

Her şeyi anlattım

Olan olmayan acıtan sancıtan*

*Yılmaz Erdoğan-Yeni bir sayfada sana bakmak

Share

Osman BICAKCI

I am a technology lover who lives in Istanbul. I would like to converge many of things in my life, there is one rule instead; simplicity is required.

As a technology lover, there are a million things I want to experience, to do, to be better at. I believe that “A life without a cause is a life without an effect” so I’m willing to build my life onto a good and valid cause for reaching and creating a good effect.

11 thoughts to “Hatıra gelenler”

  1. Öncelikle seni tebrik ederim yazılarını çok beğendim-hepsini okuyamadım henüz ama- özellikle Hatıra Gelenler adlı yazı içime çok dokundu hatıralarla başı dertte olan biri olarak.. “Hatıralar aslen kendisidir hayatın” diye bi cümle geçiyo yazıda, birde “En keskin hatıralar kötü olanlardır” demişsin hani. bu iki cümleden yola çıkarak hayatımızdaki mutlulukların şehir ışıklarından görkemini yitirmiş gökyüzündeki yıldızlar kadar az olduğu insan yaşamının bu denli hüzünlü oluşu, hayatımızı meydana getiren hatıraların acı yüzüne bağlanabilir belki de diye düşündüm .tabi yazının sahibi olarak yorumu sana bırakıyorum.. teşekkürler.

  2. Yorumun ve hoş üslubun için teşekkür ederim öncelikle. Yazıyı beğenmene de sevindim. Hatıralarla başı dertte olmayan yoktur sanırım mavi gezegenimizde! Evet hayatımızı meydana getiren hatıraların acı tarafı daha bir öne çıkıyor nedense. Kimi zaman gözlerimi kör edecek kadar parlıyor acı hatıralar. Sebebi çok olmaları mı yoksa hayatımızın akışına etki edecek kadar güçlü olmaları mıdır bilinmez. Lakin her ne olursa olsun; iyi de olsa kötü de olsa hatıra; hatıra olarak kalmalı. Çünkü hayat ve zaman akıp gidiyor. Geçmişin ve bugünün nasıl olduğu değil de; yarının ne kadar güzel olacağını düşlemeliyiz bence!
    Yorumun için yeniden teşekkür ederim.

  3. Evet sanırım haklısın kendimizi geçmişin dalgalı sularına fazla kaptırmamak daha iyi belki de.. ama yine de uykusuzluk çektiğimiz bi gecede aklımıza gelen birkaç hatırayı engelleyemeyiz değilmi çünkü senin de dediğin gibi hatıralardan kaçışın mümkünatı yoktur. düşlediğimiz güzel yarınların gerçekleşmesi dileğiyle..

  4. Umarım gün gelir hayaller gerçek olur ve masallara has olduğunu sandığım o güzel anlar yaşanır.
    Yorumlarının üslübundan anladığım kadarıyla sen de benim gibi birşeyler karalıyorsun sanırım. Eğer izin verirsen okumak isterim yazdıklarını! Eğer iletişime geçmek istersen şu mail adresinden ulaşabilirsin:
    parhelia@netcubix.com

  5. Teşekkür ederim ama benim blogum yok henüz.. belki bende yazarım içimde sakladıklarımı, hayata dair herşeyi paylaşmak güzel olsa gerek.tabi senin kadar ilgi görürmü onu bilemem:)

  6. Yaptığım hayata dair herşeyi paylaşmak değil sanırım. Hayata dair herşeyi paylaşabileceğin kişi sayısı azdır!(Bugünlerde yok denecek kadar az maalesef..)
    Yazdıklarım hayal dünyamın yansıması olabilir belki.(Ne yazdığımı bilmiyorum ya 🙂
    Bir de yazdıklarını görmeden ilgi görüp görmeyeceğini bilemem ama 6.hissim ilgi göreceğini söylüyor.

  7. Tabiki herşeyi kimle paylaşabiliyoruz ki.. senin yazıların hem güncel hem kişisel birtakım konuları içine alıyo aynı zamanda edebi hoş bi üslubun var ama benim nacizane fikrim herşeyden önce çok samimi.bilmiyorum bu sene üniverstede ilk senem ve derslerimin yoğunluğundan fırsat bulup da hakkıyla özen gösterebilirmiyim yazı yazmaya.belki ileriki bi zamanda.teşvikin için de ayrıca teşekkürler.

  8. Yazılarım hakkında söylediklerin çok hoş; teşekkür ederim. Üniversitede ilk sene zor olabilir ama ikinci sene daha zor(tecrübelerimden faydalanarak…) 3. sene hakkında yorum yapamayacağım daha bilmiyorum.

    Yazı yazmak için zorlama kendini… Eğer aklının bir köşesinde bir vakit geçirme aracı olarak tutarsan birşeyler karalamayı; gün gelir dökülür kelimeler zihninden kağıdın üstüne. Belki gün gelir sen de “kelimelere anlatmaya başlarsın derdini”. 😉

  9. Aslında benimde orda burda başka başka defter sayfalarına yazılmış öfkemi hüznümü kızgınlıklarımı-nedendir bilmiyorum kendimi hep kötü hissettiğim zamanlarda yazdığım için bunları böyle karamsar gözüküyo-anlattığım sıradan yazılarım var..ama diyorum ya önce bi toparlamak lazım:) biraz önce senin kurbanın uyut beni şarkısı hakkında yazdıklarını okudum ve bilgisayarımda olmasına rağmen daha önce dinlemediğim bu şarkı beni de çok etkiledi.. Allahla bi diyalog şeklinde olduğu yazıyodu o da çok ilginç geldi bana.buarada seni meşgul etmiyorumdur umarım?

  10. Sanırım duygularımız uç noktalara geldiğinde ihtiyaç haline geliyor birşeyler yazmak…Aslında ben de pek yazmam kendimi iyi hissettiğimde. Yazdıklarını düzenleyip başka bir yere yazman iyi olur bence de; hem yıllar sonra açıp baktığın da tebessüm oluşur yüzünde geçmiş günler adına.
    “Uyut beni” cidden çok hoş bir parça… Ben bir röportajında da okumuştum”Allah ile diyalog halinde” yazılmış olduğunu. Sanırım bir yakarış!
    Şu anda sömestr tatilindeym, yane yapacak fazla birşey yok.(Normal zamanlarda da pek fark yok ama..)O sebeple yok öyle meşgul etme durumları!

  11. düşün iyi yanını.
    cevapsızlar cevaplanmış olacak …
    ya cevapsızlar hiç cevaplanamadan öyle kalırsa
    o daha vahim değil mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*