Bu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.This post was published 5 years 10 months 1 day ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.
Yine, yeni, yeniden. Uzun bir aradan sonra, hayali bir yazı. Kendimi bulmaya çalışırken ben, çıkan cılız bir ses belki kimbilir. Kelamın değeri düşmeden, bitireyim not kısmını. Vesselam.
Biten her günün ardından çekilirim kuytu köşeme..Güneşin kızıllığının hakim olduğu ufkun azap saatlerinde ..Saya saya tükettiğim günlerin hatrına..Gün ışığının gün boyunca etrafında döndüğü küçük odamın tozlu raflarında,gizli bir köşede hatırlanmamak için saklanan eski bir nüshası hatıralarımın . Herşeyi tazelemek için okumam gerekmiyor onları..Oysa ki ne kadar da hırslıydım o günlerde..Geçmişi okumak geleceği anlamak gibi gelirdi bana..
Adına yeminler ettiÄŸim,sonra ettiÄŸim her yemin için suçluluk duyduÄŸum;yaÅŸanacağına emin olduÄŸum günler.. Belki de kapıda sırasını bekleyen fırtınaların yarattığı kaos ortamında kaybetmiÅŸtim onları.Galibi olmayan bir savaşı inadına,kaybettiklerimize aldırmadan sadece zevk için sürdürebilmene ne kadar ÅŸaşırmıştım oysa ki…
YavaÅŸ yavaÅŸ kalkıyorum yerimden..Tüm hücrelerim adeta isyan ediyor bana.. MaÄŸlubiyetin yarattığı mahkumiyet günlerinden kalan bir alışkanlık olsa gerek! Kendimden en az senin kadar nefret ettiÄŸim günlerden…
İlk kez sormuÅŸtun bana: â€?Neden hep hüzün ?..â€? BilmezliÄŸin yarattığı(ya da benim öyle sandığım..)mutlu günlerimde hiç tanımadığım,garip bir iklimin hüküm sürdüğü yabancı topraklarda ; belki de mutlu olmayı ilk kez öğrenmiÅŸtim . Ama emin ol ki unutmam hiç zor olmadı… Nedendir bilmem,hiç de isyankar olamadım hazan günlerine.. İsyankar yüreÄŸimin isyan bayrağı çektiÄŸi tek ÅŸey vardı:Ben! Nedenini,nasılını kaybettiÄŸim günlerde kendimi de kaybetmiÅŸ olacağım ki :Ben!
Uzun bir aradan sonra elime aldığımda kalemi;titrek titrek alıyordum soluğu.. Sanki tüm nefretim,hayattan gibiymişçesine.. Zor olan her şeyin üzerine gitmeyi öğrenmişken çok gülünç geliyor insana o günler..
Işığı açma vakti gelmiÅŸti yine.. Aradan geçen sayılı günlerde yaptığım gibi zorlukla gidiyor elim düğmeye ..Karanlığın gizlediÄŸi herÅŸeyin,su yüzüne çıkması..Rüzgarın perdeyi arsızca savurması;feleÄŸin bana nispet olsun diye yaptığı birÅŸeymiÅŸ gibi gelirdi.Senin rüzgarlı havalarda ÅŸalını rüzgara dost etmeni ne kadar hatırlatsa da;hiçbir zaman azap vermiyordu bana seni hatırlamak…Kendimden korka korka ilerliyorum hatıralarımıza.Ya da sadece benim hatıralarıma…Tahmin ediyorum da;nasıl çekildiysen hayatımdan,sahile vuran dalgalar gibi iz bırakmadan,öyle çekilmiÅŸsindir hatıralarımdan..
Hatıralarımın en sonuna beyaz bir sayfa eklemiÅŸtik..Yıllar sonra yeniden aldığımızda elimize birÅŸeyler yazabilmek için..(Tabii yazacak birÅŸey kaldıysa..)Nasıl olduysa kolay olmuÅŸtu kalan günleri saymak:Üç…İki…Bir.Hiç olmadığın kadar ciddiydin belki..Ya da gerçek olduÄŸuna inandıracak kadar iyi oynuyordun rolünü..Sonu gelmiÅŸ bir dramanın son sahnesinde ,en son sen gevÅŸettin perdenin yaylarını..Sanki perdenin bir daha açılmayacağını bile bile..Ayrılık vakti geldiÄŸinde,belki de ilk kez yalan attın bana..â€?Seni unutmayacağım!…â€? diyerek..Seni bilmem ama emin ol ben çoktan unuttum bile….
Â
Â




O uzun aradan sonra yazını okumak çok keyif verdi tabii yorum yapmak da:). kimbilir iyi gelmiş belki bu ara, çok dolu her anlamda yazın. cılız değil aksine yüksek sesle söylenmiş her cümle bana göre.. ve belki de ilk kez bukadar açık..
Öncelikle geç cevaplıyorum kusura bakma, ancak bakabiliyorum siteye. Olağanüstü bir yoğunluk var bu haftasonu eğer atlatabilirsem çok iyi olacak.
Yazıya gelince… Senin yorumunu okumak da keyif verici oluyor benim için. Belki dem dem bekleyip, tazelenmek gerekiyor; yazının olgunlaÅŸması için bilmiyorum… Açıklığı ben algılayamıyorum yazılarımda, çünkü kendime yukarıdan, biraz uzaktan bakma imkanım olmuyor. Sanırım biraz da ruh haliyle alakalı bir durum anlamın açıklığı. Bir serzeniÅŸ yazısı gibi geldi bana ÅŸimdi yeniden okuduÄŸumda. Belki bir daha okursam daha farklı gelecek kimbilir.
Önemli değil umarım atlasırsın çabucak..
Açıklık derken yine benim gibi okuyanların “ucundan kıyısından” anlayabileceÄŸi bir açıklıktan bahsediyorum elbet:) ama önemli olan bu deÄŸil zaten.. Kimi yazılarında olmayan çok hoÅŸ bi akıcılık da var ben çok beÄŸendim vesselam.
Sanırım şu saat itibariyle çoğunluğunu atlattım yoğunluğun=) Tabii çalışmam gereken vizeyi saymazsak eğer.
Açıklık kavramıyla bir karmaşam yok zati. Kimi zaman tutuyor mayası yazının, kimi zamanda tutmayıp ekşiye dönüyor tadı yazının. Yazıyı beğendine sevindim. Dediğim gibi bir suskunluk lazım benim gibi bir gevezeye;)
Yok yok sen konuş:) vizende başarılar dilerim. buarada kandilin mübarek olsun..
Seninde kandilin mübarek olsun. Umarım hayırlara vesile olur.
Vizeye de fazla çalışmadım ama umarım yaparım birÅŸeyler bakalım…
Bilenle, anlayanla sohbet etmek güzel oluyor, o yüzden konuÅŸurum yeri gelir geveze de olurum. Lakin Yunus Emre’nin de dediÄŸi gibi bilmeyenle, cahille konuÅŸulmuyor:
“Nadan ile sohbet etmek güçtür bilene
Çünkü nadan ne gelirse söyler diline..”
Doğru söylemiş Yunus Emre hakkaten. sen de bu durumdan muzdaripsin galiba? cahili geçtim insan en yakındakileriyle bile konuşamıyor bazen! insanlarla uğraşmak dünyanın en zor işi zaten öyle değil mi..
Hem de nasıl… Çok çekiyorum bu derdi. Ya aynı frekansı yakalamak o kadar önemli ki. Tamam bazı sapmalar olabilir, zaten olmalı da. Ama aynı yoÄŸunluk, aynı bilgi kültür birikimi olmalı ki terazinin bir kefesi ağır gelip bozmasın dengeyi. Kimi zaman derdimi anlatacak kimseyi bulamıyorum dersem yalan olmaz. Hani Orhan Veli’nin “giderayak”da dediÄŸi gibi:
“Yoksa biz… Biz bu dünyadan deÄŸil miydik?” demiyor deÄŸilim kendi kendime…
Bence de çok öenmli aynı frekansta olmak, aynı dili konuşmak bilhassa. aslında biliyomusun hemen hemen herkes de bunun çabasında yani fikri zikri bir olan bir dost, arkadaş, sevgili artık o kişi her kimse onun arayışında belki de hiç farkında olmadan.
Evet herkes bunun çabasında tabii ki. Bulabilenler mutlu azınlık oluyorlar belki de. Bulamayanlar ya talih deyip devam ediyorlar hayat sandalında yolculuğa ya da diyar diyar gezip arıyorlar denklerini. İkisini birden yapabilenlerin sayısı ne kadardır bilemem sanırım.
Ama zikri ve fikri bir olması gerekmiyor bence. Uyum için aynı bakış açısına sahip olmak yeterli zannımca. Aynı pencereden bakmak gerekmeyebilir yani…
Anlıyorum ama “aynı bakış açısına sahip olmak”la “aynı pencereden bakmak” aynı ÅŸey deÄŸil mi zaten? neyse ben ÅŸimdi çıkmak zorundayım malesef. iyi geceler diliyorum sınavında baÅŸarılar tekrar..
İyi geceler dilerim ben de… Bence aynı ÅŸey deÄŸildir çünkü aynı pencereden farklı yönlere de bakabilirsin, ya da at gözlüğü takıp sadece önünü de görebilirsin. Darlık vardır. Sanal bir körlük bir nevi. TeÅŸekkür ederim baÅŸarı dileklerin için.