Bugünlerde C projesi yapmaya çalıştığımdan oldukça gergin ve uyuz bir moddayım.Dolayısıyla uzun bir süreç olmamasını diliyorum.Zati yarın son buluyor projenin teslim zamanı!!!!Yani yarın umuyorum ki normal yaÅŸamıma geri döneceÄŸim.Yani umarım…
Şimdi de MFÖ nün şu şarkısı çok uygun duruma:
Mazeretim Var
“Gülmüyor yüzüm
Hayat zor oldu
Güller susuz
Kurudu soldu
Tövbe ettim
Gene bozuldu
Yüreğim yanar
Mazeretim var
Asabiyim ben
Mazeretim var
Asabiyim ben
Eskidim belki
Gönül yoruldu
Aşık oldum
Soru soruldu
Affet beni
Kırdım istemeden
Yüreğim yanar
Mazeretim var
Asabiyim ben
Mazeretim var
Asabiyim ben
BoÅŸ laf bunlar
Hepsi bahane
Halim ne kötü
Ne ÅŸahane
Nedir bu böyle
Aynı hikaye
Suç kimde
Neden böyle
Üzdün yeter üstüme varma
Soru sorma biliyorsun
Mazeretim var
Boş konuşma görüyorsun
Asabiyim ben
Mazeretim var
Asabiyim ben
Mazeretim var
Asabiyim ben ”
Söz :Mazhar Alanson
Müzik:MFÖ
Biraz reklam gibi olucak ama haftaya ctesi(29 Ekim) Bostancı Gösteri Merkezi’nde Duman sahneye çıkacak!(EÄŸer 22 Ekim tarihinden 29 Ekime tarihine ertelenmeseydi gidecektim ama neyse bir daha ki sefere!!!)Canlı performansı oldukça iyidir Duman grubunun!(Hatta çok iyidir;))Son albümleri tüm parçalarıyla çok güzel bence!!!Neyse uzatmayayım sözü gerekli bilgiyi Biletix‘ten alabilirsiniz!!!
Son günlerde yapmam gerekenlerin sayısı oldukça arttı!
Ödevler,Cse Club ve diÄŸer iÅŸler…Antalya gidiÅŸ için rezarvasyon yaptırdım 31 Ekim’e.ÇarÅŸamba günü tamamıyla dolu uçuÅŸlar!Dönüş tam bir muamma c.tesi ve pazar günleri tamamıyla tüm uçuÅŸlar ve otobüsler dolu!!!Yani eÄŸer bayramda niyetiniz varsa bir yerlere gitmeye acele edin derim ben!!!
Yarin i-con da C# Kampüs eğitimi başlıyormuş.Geçen sene çekilişle kazandığım bu eğitimi yarın itibariyle inşallah alacağım.Zaten Aralık ayında İtalyanca kursuna başlayacağım için bu bir aylık sürede olması benim için çok iyi oldu!!!
Bir de Data Structures dersinden bir ödev var ki; ne siz sorun ne ben söyleyeyim!Bir algoritma bulamadım ödevle ilgili!28 Ekim Cuma gününe yapmam gerekiyor ödevi.C ile yapılacak olan ödevin konusu ise şu:1000 basamağa kadar sayıları bölmek.Sayıların girişi input.txt den olucak!Eğer biraz C bilginiz varsa şu garibana yardım edin şu algoritma konusunda!Eğer isterseniz gönderirim ödevin proposalini!
Hayırlısı olsun bakalım!!!
Kuzen‘in blogtan BJK ile ilgili…
Her harfinin altına imzamı basarım…Buyrun bakalım!!!
Bu Sevdadan Vazgecersek Allah Belamızı Versin
BJK İnönü Stadı’ndan daima bu vb. baÄŸlılık sözleri,tezahüratları yükseldi. Dolmabahçe,BeÅŸiktaÅŸ yeri geldi dünyanın dört bir yanında bu tezahüratlar gökleri inletti ve de Dünya durdukça inletmeye devam edecek. Ama bugünkü hale bakınca… Benim yüreÄŸim acıyor. Her ne kadar bazı insanlar sadece bir oyun olarak algılasa da (ki bazen onlara çok ÅŸiddetli bir biçimde imrenirim) futbol artık -en azından benim için- bir yaÅŸam biçimi. Günlük programımı düzenleyen en önemli elementlerden biri. Dolayısıyla bir BeÅŸiktaÅŸlı olarak ÅŸu günlerde bir yanım buruk,durgun,öfkeli…(Dikkat!Sadece bir yanım:)) Hala 2 sezon öncesinden miras kalan bir tramvanın içinde BeÅŸiktaÅŸ camiası. Samsun maçını çok ÅŸiddetli bir deprem olarak farzedersek, 1,5 yıldır artçı ÅŸokların devam ettiÄŸini söyleyebilirim. O maç bu takımın yönetimini,teknik-idari ekibini ve hatta biz taraftarları bile deÄŸiÅŸtirdi. Ama en büyük hasarı yönetimde yaptı. Serdar Bilgili’nin ardından Yıldırım Demirören’in baÅŸkan olmasıyla artçı ÅŸoklar dinmeden devam etti. Yıldırım Demirören ve yönetiminin beÅŸiktaÅŸ sevgisi hakkında yorum yapamam ama yöneticilik anlayışlarıyla ilgili olarak söylenebilecek tek ÅŸey var: Rezalet!!! Fenerbahçeli,Galatsaraylı herkesin saygı duyduÄŸu o maÄŸrur BeÅŸiktaÅŸlı duruÅŸunu 16 ayda yerle yeksan eylediler.Abur cubur yemek sevdalısı çocuklar gibi ortada buldukları her yerli futbolcunun üzerine atladılar. Tabii takımın bir teknik direktöre ihtiyacı olduÄŸunu sonradan hatırladılar. Del Bosque gibi iyi bir teknik adamla anlaÅŸtılar. Ancak adamın önüne serdikleri kadrodan bir iÅŸ olamayacağı o kadar barizdi ki. Aldıkları iÅŸe yarar adamlar belliydi: İbrahim Toraman,John Carew… Bir de sezon ortasında Rıza Çalımbay(yaptıkları apayrı bir yazı konusudur) tarafından transfer edilen Koray Avcı. Ardından tüm ilk yarı boyunca arkasında durdukları Del Bosque’nin biletini bir maÄŸlubiyette kestiler ve sonrasında Rıza Çalımbay.
Rıza Çalımbay takımın başına geldiÄŸinde kafamda onu teknik direktörlüğüyle ilgili soru iÅŸaretleri vardı ama onun BeÅŸiktaÅŸlılığından şüphem yoktu. Zaten çoÄŸu BeÅŸiktaÅŸlı da benzer düşünceleri paylaşıyordu. Ligde ve kupada havlu atan ekibin başına geçen Çalımbay, rahat bir psikoloji içinde takımı yönetti ve baÅŸarılı bir grafik çizdi. Rahat olmayan tek maçta 17 nisan’da Fenerbahçe’yi kalecisiz yendiÄŸimiz maç idi. Burada da ÅŸansın yanımızda olması, yıldız oyuncuların kiÅŸisel becerilerini ortaya koyması ve Rüştü’nün kötü performansı bize unutulmaz bir zafer yaÅŸattı. Bu maçın ardından yeni sezonun planları yapılmaya baÅŸlandı. Transferler yapıldı, bazı oyuncular gönderildi. Gelenlere bakınca Ailton ve Kleberson dışında hiçbiri BeÅŸiktaÅŸ formasını rahatlıkla taşıyabilecek kalibrede futbolcular deÄŸildi. Fakat yinede vardır Atom Karınca’nın bir bildiÄŸi dedik. Umutlarımızın boÅŸa çıkacağının ilk iÅŸareti Kayseri deplasmanında geldi. Takımla aynı otelde kalırken ÅŸunu farkettim ki, futbolcuların büyük bir kısmında inancın i’si yok. ”İlk maçlar zor olur” vb. mazeretleri öne sürmeye daha maçtan önce baÅŸladılar. Zaten daha sonra her puan kaybının ardından Rıza Hoca’nın mazeretlerin ardına sığınması bizi mazeretlerin BeÅŸiktaşımızın son modası olduÄŸunainandırdı. Sonraki lig maçlarında 2 galibiyet alındı ama saha içinde yaÅŸanan olaylar, Vaduz maçlarında oynanan futbol kaygılarımızı arttırmaya devam etti. Her ÅŸeye raÄŸmen Diyarbakır maçında alınan beraberliÄŸi bir yol kazası olarak gördük. Milli takımın Danimarka ve Ukrayna maçlarından sonra ligde oynadığımız Ç.Rizespor maçı bu sezonun ilk sinir krizini yaÅŸamama neden oldu. Çalımbay’ın takıma oynattığı korkak oyun, yaptığı kötü deÄŸiÅŸklikler bu sezonki ilk maÄŸlubiyeti getirdi. Ardından Malmö maçı,yine korkak oyun,yine yenilgi ki Malmö’nün ne boÅŸ beleÅŸ bir takım olduÄŸunu rövanÅŸ maçında gördük. Fenerbahçe maçında yine yanlış oyuncu seçimleri maça damgasını vurdu. Youla ile arasında nasıl bir baÄŸ var bilmiyorum ama sırf onu oynatabilmek için ondan hemkat be kat yetenekli olan hem de daha genç olan İbrahim Akın gibi bir yeteneÄŸi kenarda oturttu ve de sadece ben deÄŸil Fenerbahçeli bir çok insan İbrahim Akın ilk 11′de baÅŸlasaydı maçın çok farklı olacağını belirtti. Ankaraspor maçı hakkında pek birÅŸey söyleyemiyorum çünkü maçı yolda olmam sebebiyle radyodan takip edebildim lakin yine de sinir krizlerine girmeyi baÅŸardım. Malmö ile oynanan rövanÅŸ maçı ise bir açıdan takım ve Çalımbay için namus maçıydı. Bu maçtan alınlarının akıyla çıktılar ve Rıza Hoca doÄŸru hareket ederek istifa etti ama bu sefer de rezalet yönetim-ki bu takımın önünde en büyük engeldir- onu durdurdu. Bu durum onun da iÅŸine geldi ve yola devam etti. Samsunspor maçı ite kaka kazanıldı ama kazan kaynamaya devam etti.Ve son Kayserispor maçı. Gol pozisyonuna giremeyen bir takım,kiÅŸiliksiz bir futbol ve çok ama çok kötü bir teknik yönetim. Takımın dizilÅŸinden bahsedemiyoruz çünkü ortada rasyonel bir diziliÅŸ yok. Yapılan oyuncu deÄŸiÅŸiklikleri ise skandalın daniskası! Kayserispor’ a karşı bile beraberliÄŸi korumaya çalıştı Çalımbay ki bunu bile baÅŸaramıyordu. Kayseri daha ÅŸanslı olsa sahadan bir hezimet ile ayrılabilirdik. Herhalde hayatımda bu kadar sinirlendiÄŸim baÅŸka bir maç olmamıştır. Maçın son anlarında yüzüm üzerimdeki kırmızı sweatshirt gibi kıpkırmızıydı. Ardından dün gece boyunca istifa haberini bekledim ve haber bugün akÅŸamüstü geldi. Kanımca en hayırlısı oldu. Rıza Hoca iyi bir insan,iyi bir BeÅŸiktaÅŸlı olabilir ama iyi bir teknik adam deÄŸil.Bu vasıflar teknik direktör olmaya yetseydi bu takıma benden iyisi bulunmazdı.
Ayrıca bir haber verelim: Gordon Milne A takımını başıan geçmeyecek. Genel anlamda futbol ÅŸubesinden sorumlu olacak.Görevinin tanımını yapmak gerekirse Kıvanç Oktay-Erdil Arpacı-Tayfur Havutçu üçlüsünün yetkileri onda toplanacak.Bir ihtimal takımı Bolton maçında yönetebilir. Ama ondan sonrası belirsiz…Benim teknik direktör adayım ise Paul Le Guen.Göze hoÅŸ gelen bir futbol seyretmek isteyen,baÅŸarıya susamış çoÄŸu BeÅŸiktaÅŸ taraftarının gönlünden geçen isim. Åžu ana kadar futbolda hiç bir ÅŸekilde baÅŸarılı performans sergileyemeyen yönetiminde son ÅŸansı belki.
Son olarak, bu takım nerede, ne durumda olursa olsun, gerekirse başında George W. Bush olsun ben bu sevdadan vazgeçmem. Yönetimler,antrenörler,futbolcular gider. Biz ise ölene kadar buradayız.
SİYAH BEYAZ ÖLÜM YASAM
Bugün görüşmeye gittiÄŸim ÅŸirkette adamlar iÅŸi gayet ciddiye almışlar ve bu da çok hoÅŸuma gitti.Mesala görüştüğüm kiÅŸi ilk baÅŸta görüşmeye gelmeden önce “punch card”larla ilgili araÅŸtırma yapmamı istemiÅŸti!Görüşmede de maillle gönderdiÄŸimi tekrar anlattırdı.Sonra strcopy fonksiyonunun yaptığını yapan bir fonksiyonu kağıt üzerinde C’de yazmamı istedi.Sonrada network ile ilgili şöyle bir soru sordu:İki bilgisayar biz yazışmak istiyoruz bir programla fakat ben yazdıklarımın okunmasını istemiyorum.O sebeple nasıl bir sistem olmalı ki server olmadan iki bilgisayar internet ortamında birbiriyle yazışabilsin?(IP statik deÄŸil;yani IP yi veririz baÄŸlanır olmamalı!)
Sonra da okula derse gittim acayip rastgeldi otobus falan da yetiÅŸebildim derse!Discrete Math’ta öldüm öldüm dirildim can sıkıntısından!Ama Eng.Draw dersi fena deÄŸildi çizimi yapıp bir saatte çıktık dersten!HoÅŸ ilk ders olduÄŸu için kolaydı ama…KeÅŸke hep böyle kolay olsa!!!