Archive

Archive for the ‘Hadi canım sende!!!’ Category

Köyce Sözlük-Köylü Dili

Evet limk sitesinde gezerken rastladım…
Evet güzide köyümüzün birinin internet sitesinde yer alan bir köyce sözlüğü vardı.Bu nadide çalışmayı derleyenler ise sitede köyleri hakkında şöyle bilgi vermiş:

Malkaya Köyü, GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi’nin kuzeybatı sınırında, GüneydoÄŸu Torosları’nın Maden DaÄŸları üzerinde 1285 metrelik rakımlı bir daÄŸ köyüdür. İdari olarak Diyarbakır ilinin Çüngüş ilçesine baÄŸlıdır. Diyarbakır’dan yaklaşık 110 km, Çüngüş’den ise yaklaşık 6 km uzaklıktadır.

Köyün Rakımı: 1285 metre

Boylam: 39o 16′ 0” DoÄŸu (39.2667)

Enlem: 38o 13′ 60” Kuzey (38.2333)

Evet bu ÅŸekilde bir site yapmışlar iÅŸte.Saolsunlar siteye kültürel deÄŸerleri arasına ÅŸu sözlüğü de eklemiÅŸler..Ben birkaç nadide kelimeyi aktaracağım buraya…DiÄŸerlerini de kaynağından bakarsınız…

Çüşe almak(binmek): Omuza almak(binmek)
Dikdikiye kalkmak: AyaÄŸa kalkmak
Gıp gıp Gıdılanmak: Bir şey için çok çabalamak
Kermeş Koşmak: Ayak ayak üstüne atmak, bağdaş kurmak
Maraylık Etmek: Yalakalık etmek
Alo Garısı (Karısı) Gibi Giyinmek: Rüküş giyinmek
Dört Gıça (Kıça) Kalkmak [Deyim]: Yaramazlık etmek

Evet cidden saygıyla eÄŸilmek lazım hazırlayanların önünde…Ama iÅŸte biraz da komik geliyor ne yapayım :)
Sonuçta kültür birikimi ama yine de bizlere biraz garip geliyor…Neyse anlayan anladı ;)

Evet bu güzel sitenin adresi burada:
Malkaya Köyü
Evet bu da sözlüğe direk ulaşmak için:
Elyosca Sözlük

Ayrıca birÅŸey daha var beni gülmekten bitiren söylemeden geçemiyeceÄŸim…Yukarıdaki sitenin anasayfasında şöyle bir yazı var:
Dünyanın ilk sigarasız web sayfasına hoşgeldiniz. Ziyaret süresince sigara içmediğiniz için teşekkürler!
Tamam bu da bir amaç uÄŸruna yapılmış ve buna da saygım sonsuz…Bununla ilgili bilgi de burada!!!

Ben de mi yazsam böyle ne yapsam!? :)

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark
Categories: Hadi canım sende!!! Tags:

Denizde Kadın Bir USO’dur (Unidentified Swimming Object)

Evet bir sitede rastladığım bir yazıyı aktaracağım size…Hani doÄŸruluk payı yüksek olan bir yazı bence…Fena deÄŸil denilebilir.Neyse uzatmadan vereyim yazıyı:

Denizde Kadın Bir USO’dur (Unidentified Swimming Object)

Büyük türk misoginistlerinden bir abimiz vardır, Kazım abi. O hep “ben denizdeki bir kadının ne iÅŸ yaptığını yüzüşünden çözerim” derdi. Netekim çözerdi de. Nerede ellerini vücuduyla birlikte iki yana sala sala debelenen bir kadın var; Kazım abi, “Bak bu subay eÅŸi”. Nerede stil yapmaya çalışan bir kasıntı var, “Bak bu üniversite öğrencisi, muhtemelen filoloji okuyor” derdi ve tutardı.

Eh, Kazım abi, çekirdekten, biz meslekten sosyoloÄŸuz. Dolayısıyla el mahkum biraz daha bilimsel olacağız. Ben Kazım abiyle bir yere kadar aynı kanaatte olsam da, yüzen kadını pek tanımlanabilir bulmuyorum. Onlara, izniniz olursa, yazının geri kalanında USO’lar yani Unidentified Swimming Objects (KimliÄŸi Belirsiz Yüzen Objeler) diye hitap edeceÄŸim.

Kadınlar, ister afet olsunlar, ister boneli bir kokona, hiç fark etmez, suya girdiklerinde yüzme bilmeyen bir kurbaÄŸa sürüsü gibi anlamsız sesler çıkarırlar. Öncelikle, deniz onlar için yüzme mekanı deÄŸil, marsık gibi bronzlaÅŸma alanıdır. İki tarafları da yeterince piÅŸtiÄŸinde “cos” sesi çıkarıp serinlemektir ancak onların suyla baÄŸlantısı. USO’lar, bunun için az görünürler. Daha çok kıyıda dolanan tanımlı objeler olmayı tercih ederler.

Bunun en büyük sebeplerinden birisi, yüzen kadın gerçekten kimliksizdir, az bulunan ama kimliksizliÄŸinden dolayı ayırt edilemeyen bir USO olduÄŸunun bilincindedir. Hele bir de kafası ıslanmışsa, yüzen “n” tane nesneden birisi oluverirler ve bu çıldırtıcıdır. Saçlar dağılmış, makyaj akmış, kafadan baÅŸka bir yer görünmüyor; kısaca bütün karizma kurda kuÅŸa yem olmuÅŸ. Oysa bronzlaşırken öyle mi ya? Beden sergilenmiÅŸ, selülitlerin en az dikkat çektiÄŸi bronzlaÅŸma pozisyonu alınmış, hele bir de Susanna Tamaro kitabı ve walkman’de bir Michael Bolton kaseti eklenmiÅŸse menüye; gel keyfim gel.

Bu durum, bir tek havuzda değişebilir. Kadın, havuzda suyla daha haşır neşirdir. Çünkü; havuzların dibi görünür. Çok daha sık girip çıkma olanağı vardır. Ayrıca, suya daldıktan sonra yüzeye gökyüzüne ve aynı anda etrafına bakarak çıkan tek ırk kadınlardır.

Geçenlerde Aktüel dergisinde de yayınlandı, daha önce akademik dergilerde de görmüştüm, kadınların kafaları, bikiniliyken, gayet net olarak daha az çalışıyor. Benzer matematik problemlerini aynı kadınlara giyinikken ve bikiniliyken sormuşlar; binlerce kadının neredeyse hepsi birden, bikiniliyken çok daha az başarı göstermiş. Konsantrasyon problemi, bunun tek sebebi. Hangi kadın (hele bedenini sergiliyorken) nasıl göründüğü fikrinden başka birşeye uzaklaşabilir ki?

Burada bir de kadın kılıklı erkeklerden bahsetmeden geçmek ayıp olur. Bunlar ki, pazu vasıtasıyla kadın peşinde koşan ve izleyici eşliğinde artistik atlamalar yapan ekiptir. Tıpkı kadınlar gibi güneşlenirken pozisyon alır, ciğerlerini nasılsa hep havayla dolu tutar, kasıldıkça kasılırlar.

Kadının yüzmemesinin tek sebebi, USO olmak istememesi değildir elbette. Kadın, prensip olarak yüzmez. Yüzme bilmez. Bilse de korkar. Denizanasından korkar, köpekbalıklarından korkar, yosunlardan, yengeçten; korkacak birşey bulamazsa kolayca denizin kendisinden korkar.

Bu, iyi bir vesile oldu, epeydir bu köşede korku olayından bahsetmek istiyordum.

Korku, insanoğlunun yemek içmek kadar doğal özelliklerinden birisi. Hepimizin kimi korkuları var elbette. Ama kadınlar, korku olayının bokunu çıkarmada üstün başarı gösterirler. Kedi, köpek, hamamböceği, karanlık, boş ev, daha güzel kadınlar; unutmayın: Bazen bir tükenmez kalem bile tükenmeme olasılığıyla korku nesnesine dönüşebilir bir kadın için.

Hiçbir erkek, kadınları korkanlar ve korkmayanlar diye ikiye ayırmaz çünkü. Kadınların, (erkeklerin de severek boyun eÄŸdiÄŸi) sürekli “kollanma” hali için güzel bir malzemedir. Eh, biraz dürüst olun, hedef yolunda ilerliyorken yolunuz gece ve mezarlık civarından geçiyorsa başınıza daha güzel ne gelebilir. Hatun elbette önce mezarlıktan sonra karanlıktan korkacak, hafiften sokulacaktır.

Benim salak ırkım, hatunlara sokulma konusunda biraz daha yaratıcı olmayı becerebilse; garantili dövme gibi taşıdığımız “kollama” misyonumuzdan daha kolay yırtarız belki.

Bir kadın için fiziÄŸi herÅŸeyidir. Dolayısıyla, tırnak boyları, cilt bakımları gibi daha akademik olaylar dışında birÅŸey için kalori harcamamak daha rasyonel görünür. Hele ki uyuz bir köpekten korkmak bu kadar konforluyken bu korkuyu niye yenmek için uÄŸraÅŸsın ki? “Ay beyefendi korkuyorum, çeksinler bu köpeÄŸi buradan” dediÄŸinde o köpeÄŸe ÅŸehvetle “hoÅŸt” diyecek bir enayi her zaman vardır nasılsa.
Yazan:Feridun Nâdir

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark

iremfan.com

Evet size bir site duyurusu yapacağım…İrem’in hayranları için oluÅŸturulmuÅŸ bir site…
iremfan.com
Sitenin forumu ÅŸu anda aktif…Birkaç güne kadar daha da iyi olacaktır katılımlarınızla..
Evet buradan buyrun efendimm

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark

İrem’in Son Röportajı

Evet iÅŸte son röportaj…İrem’in bugünkü Hürriyet’in Kelebek ekindeki röportajı…Buyrun bakalım…

Kelebek
Hakkımdaki her şey şehir efsanesi
Mevlüt TEZEL

Edited by Parhelia
Google’da hakkında 32 bin veri olan, internette fenomene dönüşen, yapımcıların peşinde koştuğu ‘Hayal Et Sevgilim’ şarkısını besteleyen İrem Yağcı’yı Kelebek buldu. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencisi İrem, ‘Hakkımda söylenenlerin hepsi birer şehir efsanesi. Ben hukukçu olacağım, herkes ünlü olmak zorunda mı?’ diyor.

- Öncelikle ‘Hayalet Sevgilim’ şarkısının çıkış öyküsünü öğrenelim.

Öncelikle ÅŸunu belirteyim, ÅŸarkının adı ‘Hayalet Sevgilim’ deÄŸil ‘Hayal Et Sevgilim.’ Galiba ÅŸehir efsaneleri, yaratıcısı ortada olmadığından dolayı, Hayalet Sevgilim adını uygun görmüşler. Åžarkıya gelince… Üç yıl klasik gitar eÄŸitimi aldım ve yedi senedir de gitar çalıyorum. ‘Hayal Et Sevgilim’ ÅŸarkısını lise sonda besteledim. Geçen sene üniversite hazırlıkta okurken bir arkadaÅŸ ortamında bu ÅŸarkıyı söylemiÅŸtim. ArkadaÅŸlarımdan biri bu ÅŸarkıyı cep telefonuna kaydetmiÅŸ. Daha sonra da arkadaşım, bu kaydı baÅŸka bir arkadaşına göndermiÅŸ.

Edited by Parhelia

- Gelelim ÅŸarkının fenomene dönüşmesine…

Her şey zincirleme gelişti. Bir arkadaşım, diğer arkadaşına o da başkasına göndereyim derken ‘Hayal Et Sevgilim’ internet ortamında hızla yayılmış. Tabii bundan benim hiç haberim yok. Zaten ben bu olayı kendi şarkım Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir çocuğun cep telefonunda çaldığında öğrendim. Ve hemen şarkıyı tasdiklettim. Şarkı o kadar çok sevilmiş ki, Google’da ‘Hayalet Sevgilim’ yazdığınızda tam 32 bin veri alıyorsun. Şarkının rock, pop, arabesk bir sürü remix’ini bile yapmışlar.

- Peki şarkı hakkında yaratılan efsanelerden en çok hangisini sevdin?

Yok sevgilim kavga ettiğimiz gece trafik kazası geçirmiş de ben bu şarkıyı yazmışım, yok efendim ayrıldığım sevgilim ‘Sana son bir hediye vermek istiyorum’ deyip beni evine çağırmış, sonra da kendini beşinci kattan aşağı atmış. En çok hoşuma giden ise şu: Güya ben erkek arkadaşımla kanlıymışım. O vurulacakmış, kimse vurmasın diye herkesten önce ben öldürmüşüm! Sonra hapse girip bu şarkıyı besteleyip kafayı yemişim. Çok yaratıcı efsaneler üretilmiş ama hiçbiri doğru değil. Ben bu şarkıyı gayet kaşına kaşına, oturduğum yerden yazdım.

- Kaşına kaşına sen böyle damardan şarkılar yazıyorsan, hiç hukuk okuma! Yani bu şarkı bir sevgilinin ardından yazılmadı!

Yazılmadı çünkü o dönem bir sevgilim yoktu. Ama ne yalan söyleyim daha sonra üretilen efsaneleri duyunca şarkının sözlerinin bu efsanelere ‘cuk’ oturduğunu düşündüm.

- Şarkının Kutupta Yaz’a benzediği de söyleniyor?

Edited by Parhelia

Ben hayatta Baha dinlemem!

- Belki de telefondan kayıt edilmesi şarkıya orijinallik kazandırdı.

Åžarkı var ama sahibi belli deÄŸil. Tabii bu durum da gizemi artırıyor. Bir diÄŸer nokta ise ÅŸarkının Türk halkına uygun sözlere sahip olması. Hani ‘Ah sevgilim gitti kahretsin’ tarzı açıklı ÅŸarkılar vardır ya… Bir de ben ortada yokum ‘Ah kız da ölmüş’ falan diye düşündüler.

- Kendi şarkını ti’ye alıyorsun.

Şarkı çok dramatik ve Türk insanı melankoliyi seviyor.

AİLEM BİLE BENİ Tİ’YE ALDI

- Ailen bu duruma ne dedi?

Ailem benim nasıl hayat dolu bir insan olduğumu biliyor. Ama şarkıyı dinleyen herkes aileme ‘İrem, kesin birisinden tekmeyi yemiş ya da büyük bir aşk acısı yaşamış’ demeye başlayınca onların da bazen ‘Kızım kim ölmüş?’ gibilerinden beni ti’ye aldıkları da oldu.

- Şu anda bir erkek arkadaşın var mı? Varsa o bu duruma ne diyor?

Hayır erkek arkadaşım yok.

- Biraz seni tanıyalım. İrem nasıl birisi, ne yer, ne içer, ne dinler?

20 yaşındayım. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okuyorum. 11 yaşında bir erkek kardeşim var. Annem çocuklara yönelik bir rehabilitasyon merkezinde yönetici. Babam belediyede şef. Bursalıyım. Off Spring’ten İbrahim Tatlıses’e kadar hoşuma giden her şeyi dinlerim. Aşk acısı çekip ağlayan birisi değilim. Gayet mutluyum. Yaşamayı seviyorum, yurtta kalıyorum. Bilirsiniz öğrenci hayatını, işte ona takılıp gidiyorum.

- Şarkının fenomen olmasından sonra neler değişti?

Mesela ‘Sen ünlü oldun bizi görmezsin’ diyen arkadaşlarım çoğaldı. Ya da ‘O sen misin bir yaz beni ağlattın’ diyenler oldu.

- Bundan sonra ne yapacaksın?

Ben hukukçuyum, şarkıcı olmak gibi bir derdim yok. Ama şu olabilir madem Hayal Et Sevgilim bu kadar sevildi, o zaman benim de onay vereceğim bir şarkıcı bu şarkıyı söylesin! Mesela Sezen Aksu ya da Sertab Erener’in bu şarkıyı söylemelerini çok isterim.

- Bir hit şarkı için pop starlarımız birbirini parçalıyor. Kararında ciddisin değil mi? Genelde önce okulum denir, sonra bir bakarsın Telovole’yi sunmaya kadar iş ilerler.

Şarkıcı olmak gibi bir isteğim yok. Şarkıcı olmasam bir şey kaybetmem. Zaten olmak istediğim yerdeyim.

- Madem kendi hayatını sürdürmek istiyorsun, neden şu anda bu röportajı veriyorsun? Bu röportajdan sonra neler olacağının farkında mısın?

Hakkımda olur olmaz o kadar çok şey yazılmaya başlandı ki. Sahte sevgililerim türemeye başladı. Bir sürü çocuk ‘İrem benim için bu şarkıyı yazdı’ diyor. Eski okulumda beni görünce ağlayıp imza isteyenler oldu. Hatta iremhayaletsevgilim.tk diye bir site açılmış. Adamlar siteyi her gün yeniliyor.

- Özellikle Hollywood’da ‘Blair Cadısı’ örneğinde olduğu gibi hayali haberlerle, filmler büyük promosyon çalışmalarıyla vizyona sokuluyor. Seninki gibi kendiliğinden fenomen olan parçaya, mutlaka teklif gelmiştir.

Seyhan Müzik, Avrupa Müzik gibi birçok firmadan teklif geldi. Hatta hiç aklımdan çıkmıyor ‘Ben olmaz’ deyince Åžahin Özer, ‘Allah Allah nasıl olmaz kızım…’ dedi. Yapımcılardan acayip baskı var.

Edited by Parhelia
- Peki sesin için ne diyorlar?

Sesimi çok beğeniyorlar. Ben de beğeniyorum sesimi. Ama her sesi güzel olan albüm yapmak zorunda değil.

- Aslında hem eğitimini, hem de müziğini sürdüren örnekler de var.

Benim bölümümde okulla müzik bir arada yürüyemez. Şu anda bile ‘Hayal Et Sevgilim’ benim çok vaktimi alıyor.

- Bir de bu lafların üzerine albüm yapıyormuşsun.

İrem hukukçu olacağım dedi sahneye çıktı, az sonra! Şu anda müziğe dair hiçbir planım yok. Belki çok ilerde İlhan Şeşen gibi avukatlığını yapıp, müzisyen olabilirim. Belki çok ileride zevk için müzik yapabilirim.

İrem Yağcı

ELLERİ NASIRLI DEDİLER

- Diğer şarkıların nasıl?

Onlar da güzel! Hatta Hayal Et Sevgilim’den daha güzel şarkılarım var. Toplam 13 tane bestem var.

- Kaşına kaşına yazdığın ‘Hayal Et Sevgilim’ fenomen olunca, ‘Vay be iş kolaymış’ dedin mi peki?

Doğrusu ‘Hayal Et Sevgili’mi iki saat içinde yazdım. Ama her zaman iki saatte şarkı yazılmıyor. Tabii para kazanmak için şarkı yazarsam, işin cılkı da çıkabilir. Çünkü ben profesyonel bir söz yazarı değilim.

- Senin bu güzel davranışını ‘Aa, parayı bulmuş, geri veriyor’ gibi karşılayanlar çoğunlukta.

Aynen öyle, ‘Havalanmış bu kız, kendini bir şey sanıyor, kaset çıkartmıyor’ diyenler çok oldu. Sanki kaset yapmak zorundaymış gibi bir durum yaratılıyor. Kaset çıkarmayacağım. Herkes ünlü olmak zorunda mı? En ilginci de özellikle kızların kıskanıp beni kötülemeleri. ‘İrem’in nesi güzel. 40 numara ayakları var, elleri de nasırlı’ diyen bile oldu.

- Kafanda fiziksel görüntüne dair ‘Benden şarkıcı olmaz’ gibi bir önyargı mı var yoksa?

Yoo… Yıldız Tilbe de ÅŸarkıcı. Sertab Erener 1.40 boyunda ama o da çok iyi bir ÅŸarkıcı.

Birinci Fifty Cent, ikinci İrem

İki üniversite öğrencisinin 30 bin dolara çektiği Blair Cadısı’nın öyküsü internette gerçekte yaşanmış bir olay gibi yansıtılınca, ABD’nin Maryland Eyaleti’nde insanlar cadı avına çıkmış ve amatör kameralarla çekilen film, tüm zamanların en çok kár eden yapımları arasına girmişti. İrem Yağcı’nın ‘Hayal Et Sevgilim’ şarkısı da benzer bir durum yaşadı. Bir cep telefonuna kaydedilen şarkı, sahibinden habersiz internete düştü. Şarkı o kadar çok beğenildi ki, birçok sitede Fifty Cent’ten sonra en çok yüklenen şarkı oldu! Ancak kimse bu gizemli şarkının sahibini bulamadı. Ve devreye şehir efsaneleri girdi! İrem Yağcı’yle birlikte ise şu gerçekler çıktı ortaya: 1- Hayal Et Sevgilim, Blair Cadısı gibi kasıtlı yalan haberlerle değil, doğal ortamda oluşan bir fenomen. 2- İrem Yağcı, tekliflere rağmen bu fenomen şarkıyı paraya çevirme niyetinde değil.

Edited by Parhelia

8 Kasım 2005

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark

Fran’sız’ İhtilal II

Evet Fransa kaynıyor…
Sebep:Tabii ki iki gencin polisten kaçarken trafoda elektriÄŸe çarpılarak ölmesi deÄŸil…Bu sadece fiziksel tetikleyiciydi belki!!!
Ama asıl sebep son 3-4 yıldır azınlıklara uygulanan potansiyel suçlu muamelesi ve bunu yapan sadece Fransa,İngiltere ya da Abd deÄŸil.Bunu yapan AB nin temel taÅŸları büyük üyeleri,AB den uzakta fakat gizli bir güçlülüğe sahip olan ülkeler.Yani bence 1-2 deÄŸil 8-10 ülke bu tarz davranış biçimine sahip azınlıklara karşı…

Ve iÅŸte bu ülkelerin korkusu Fransa’daki olayların kendi sınırları içinde de baÅŸ göstermesi…Ve bu sebeple Fransa’ya baskı uygulayıp,ona yardım ediyorlar bu isyanları bastırmak için!!!

Pek sanmam böyle tüm Avrupa’da böyle isyanlar olacağını(Belki 2-3 ülkede?).Zaten sayılı güne kadar Fransa Hükümeti seslerini kesecektir tahminimce.Ama eÄŸer bastıralamazsa ortalık oldukça karışacaktır bence…

  • FriendFeed
  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • Delicious
  • Digg
  • Share/Bookmark