Zor bir sabah…
Zor bir sabah… Tüm haykırışlarıyla ÅŸehir isyan ediyor.Direnmeye çalışıyor; iÅŸgal edilen bir ülkenin maÄŸrur komutanı gibi.Merak edilen de nasıl kaybedildiÄŸi geçen yılların…Kazanmayı hedeflemiÅŸken nasıl kaybedildiÄŸi?
Ben başıboş bir şekilde dolanırken boş sokaklarında şehrin birkaç mısra beliriyor zihnimde Necip Fazıl’dan:
« Ne hasta bekler sabahı,
   Ne taze ölüyü mezar,
   Ne de şeytan bir günahı;
   Seni beklediğim kadar!   »
Beklenilenlerle kazanılanların hiçbir ÅŸekilde örtüşmediÄŸi o izbe yerde sürdürmek, ne kadar zorsa hayatını… Ya da ıssız han duvarlarında birkaç harfle ifade edilmiÅŸse aÅŸkınız… Ne beklersiniz ki hayattan!
Korkularım, özlemlerim senin için demedikten sonra… Karşılığını almadan, zincirlerini kırıp; en ağır azapları çekmiyorsa yaÅŸam… Belki de unutulmak için son çabaları umutsuzlukların!
Çelikten suretlerin ardında, bir çocuÄŸun masumiyetiyle merhamet ya da muhabbet aramak kendini bilmezcesine… Her defasında aynı tuzaklarına düşüp, ondan uzak kalmaya mahkum olduÄŸumuz ÅŸehrin masumiyeti ne kadar inandırıcıdır ki?
Toprağın cömertliğinden, gökyüzünün rahmetinden mahrum kalmış beton yığınlarının arasındakilerin vasfı ve hükmü nedir acaba? Kendi dünyalarının bencil hükümdarlarının başkaların dünyasındaki rolü nedir?
Mükemmeli aramak için yola çıkmış birileri; eğer gün gelip çalarlarsa kapınızı, diyecek birkaç kelamınız var mı? Yoksa korkularınız karşınıza çıkmasın diye sandıklara doldurup kilitlerle hapsettiniz mi geçmişe? Bırakıp tüm hastalıklarını şehrin, kendi dünyanızdaki sağlığa ve mutluluğa mı koşuyorsunuz?
Islanan toprağın kendine mahsus o sarhoÅŸ edici kokusunu, fersah fersah uzaklarda aramak zorunda kalıyorsanız…
Sevdiklerinizi yoÄŸun olduÄŸunuz için sadece belli zamanlarda hatırlıyorsanız…
Belki sadece kendinizi düşünüyorsanız…
Mutluluğa seslenin çaresizlikle:
 « Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni,
    Bırak vehmimde gölgeni,
     Gelme artık neye yarar! »
“Her ÅŸey düşünülür. Yazılansa sel sonrası kalan kum, belki de olsa ol sa sayıklama..” çok sevdiÄŸim bu söz geldi aklıma yazıyı okuyunca insan ruhu nekadar da hassas! ÅŸiirle ilgilendiÄŸini ve hoÅŸuna gidebileceÄŸini düşünerek tanınmamış bir ÅŸairin sevdiÄŸim bi ÅŸiirini yazmak istedim buraya.
GEÇMİŞE ÖZLEM
Bir şehri uzaktan seyretmektir cam kenarları
Anıların göz kırpması
Sokak lambaları gibi belli belirsiz
Dokunuverecek kadar yakın
Ulaşılamayacak kadar uzak
Gece ÅŸehri seyretmek bambaÅŸka bir ÅŸey
Sevgiliye,
Anneye bir titrek mırıldanma
Dudaklarda ağlamaklı
Gözyaşının savaşı kazanması bir bakıma
Kirpiklere karşı
Başlanmış,
BitmiÅŸ
Ve orada kalmışların zaferi sanki
Birkaç damla
Bir ÅŸehri uzaktan,
Şöyle yüksekten seyretmektir
İnsanın yalnız anları
Ve gecenin kıskançlığıdır karanlık
Kendine verdiÄŸin bir maziden habersiz
Benim yazdıklarım olsa olsa sayıklama olur herhalde… Sel sonrası kalanlar, toprak oldu artık benim için!
Şiirle ilgilendiğim hakkındaki tahminin doğru ve şiir de çok hoş. İnceliğin için teşekkür ederim.
Şiirin son kısmı çok hoşuma gitti özellikle:
“Bir ÅŸehri uzaktan,
Şöyle yüksekten seyretmektir
İnsanın yalnız anları
Ve gecenin kıskançlığıdır karanlık
Kendine verdiÄŸin bir maziden habersiz ”
İster istemez aklıma Kaldırımlar şiiri geldi. Belki de son günlerde bu şiirdeki duyguları yoğun olarak hissetmemden!
“Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.”
Åžiiri beÄŸendiÄŸine çok sevindim. Özellikle Necip Fazıl’a olan yakın ilginin farkındayım zaten. Bende çok hayranıyım doÄŸrusu müthiÅŸ bi beyin.. Bugünlerde biraz umutsuz-doÄŸru kelime mi bilmiyorum ama- görünüyosun umarım sana güç vericek bi ışık bulursun, yada o seni bulsun..
Yok yok sende hal derman var bence bak en azından gülümseyebiliyosun.bugün kendimi çok kötü hissediyorum dipteyim tabiri caizse ve nedense böyle zor zamanlarımda bir Allahın kulu olmuyo yanımda. Neyse biz yine şiirlerde avunalım.. bunu beğenicekmisin bakalım. okuma zahmetinde bulunduğun için de şimdiden teşekkürler.
İFŞA
Şehir parça parça ikindi sonraları
Buz tutmuş kalbin sıkıntıları
Pusu kurmuş avcı elinde öldü ceylan
Evler yerleşik konuklar durağı
Kaldırım ortasında serili kalmış ceset
Sırıtan yüzü adamın bir adım ötemizde
Bİr yangın sonrası saçları tututşan kadınların
Çocuklar ağıdı buz tutan nefeslerinde
Bir sırrı ifşa suçundan
Çökmüş sığındığım evlerin bir yanı
Ölülere armağandır mezar taşları
kuruyan kalbin cömert bir köşesinden
(Mustafa Özçelk’e ait…)
Anlayabiliyorum ruh halini… Açıkcası bugün bende de acayip bir sıkıntı var nedenini bilmediğim. Eğer dertleşmek istersen ben de dertleşme moduydayım haberin olsun!
Hal derman olayını gelince, durumun kötülüğü şu ki; gülümsemelerin bile gerçekliğine inanamıyorum sanırım. Genele sirayet etmiş bir huzursuzluk mevzubahis.
Okuma zahmeti değil okuma zevki olur ancak…
“…
Evler yerleşik konuklar durağı
…�
Çok hoş bir gözlem yapmış şair zannımca… Hatta kimi zaman konukluğunun farkına varmayıp haddinden fazla yerleşenler mevcut değil mi? Makam-mevki sevdaları, mal-mülk kavgaları da bunun göstergesidir bence!
Şiirlerle avunmak iyi hoş da; hayat şiirinde eksik bıraktığım, boğazıma düğümlenen o kadar çok mısra var ki, korkum sonunu getirememek herhalde! Söylenmesi gerekenleri söylemeden şiirin altına imzayı atmak; en büyük korkum!
Niye inanmıyosun gülümsemelerin gerçekliÄŸine? bence hala var samimiyet denen ÅŸey en azından öyle olmasını umut ediyorum.bende seni anlıyorum hayatına geri dönüp baktığında söyleyemediÄŸin ya da yapamadığın ÅŸeylerin kabarık listesini görmekten korkuyosun. bende çoÄŸu zaman düşünürüm bunu, kimbilir… dertleÅŸmek dedin de hakikaten dertler paylaÅŸtıkça azalıyo galiba. Saol:)
Samimiyet var da ona sahip olan kiÅŸi sayısı azaldı gibi geliyor… Maskeli Balo’ya döndü bence yaÅŸam… Özellikle büyükÅŸehirlerde!
Evet ben de dertlerin paylaşıldıkça azaldığına inanırım. Sen de saol!
Haklısın herkes maskesinin ardına gizlenmiş gerçek yüzü insanların sonradan ortaya çıkıyo. Belki de senin gibi buna karşı ayakta durmaya çalışan insanlar azımsanmayacak bi çokluğu oluşturuyodur onu da esgeçmeyelim.gerçi aldığımız yaraları kim telafi edicek bilemiyorum ama ilahi adalet diye bişey var ona gerçekten, tüm kalbimle inanıyorum.
Teşekkür ederim, kendi değerlerime göre yaşama çalışıyorum. Ama elimde olmadan maskeli yüzlerle muhatap oluyorum. Onlara nasıl davranacağımı da şaşırıyorum çoğu zaman.
Sanırım aldığımız yaraları yine biz, kendi içimizde saracağız. İlahi adaletten şüphem yok zaten.”Eden bulur” ve “İyilik yap, denize at.Halik bilmezse Malik bilir” sözlerini zihnimin bir köşesinde daim olarak yer alması da bunu niÅŸanesidir.
Gün gelir, devran döner diyelim…Yine üstadtan birkaç kelam yazacağım
“Mehmed’im, sevinin , baÅŸlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doÄŸmuÅŸ ,gün batmış , ebed bizimdir”
Sen olduğun gibi ol o tarz insanları da hayatının içine fazla almamaya çalış, muhattap oluyoruz tabi ister istemez ama napalım güvendiğin bir tane bile dostun varsa şu hayatta çok şeye sahipsin demektir. Ben bu günlerde dostum olarak nitelendirdiğim kişiyle olan ilişkimi sorguluyorum, açıkçası kendime doğru düzgün bi cevap da verebilmiş diilim henüz ama sanırım herkesin beklentisi çok farklı bu en yakın dostun olsa bile..! bugün kendimi kötü hissetmemin sebebi de bu yalnızlık hissiyle beraber gelen düşüncelerdi. dostumla(!) söyleyemediğim bu sözleri gariptir ki internetten yazıştığım bi insana yani sana anlatıyorum işte.ayrıca şiir de herzamanki gibi çok güzel ve anlamlı.. üstadın farkı:)
Sanırım ÅŸanslıyım biraz dost konusunda… KardeÅŸlerim kadar yakın olan dostlarım var saolsunlar. Onlar olmasa elbetteki hayat daha zor gelecekti!
”bana dostum kelimesini söyleme! ellerimde bir karıncalanma duyuyorum. bu kelimeyi iÅŸitmeyeyim. parmaklarım bir ÅŸeyi sıkmak istiyor. dostlarım mâlum! düşmanımı tanımak istiyorum. ben senin düşmanınım diyecek kadar namus aptalı kim var? onu bulmak, ayaklarına kapanmak istiyorum. dostluk, o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor, ne bulursa yakıp kül ediyor. ne bulursa pazarda satıyor. beni upuzun bir tabuta yatıracakları gün, arkamdan gelecek dostlarım deÄŸil kefenimin hırsızlarıdır.”
Bu da Bir Adam Yaratmak adlı eserden farklı bir bakış açısı… Bu sefer üstadtan yazma niyetim yoktu ama konuyla ilgili olunca hakim olamadım kendime.
Umarım aradığın cevapları bulursun en yakın zamanda(mümkünse şimdi).
Herkesin beklentisi dediÄŸin zaman aklıma Sezen Aksu’nun Adem Olan Anlar ÅŸarkısı geldi:
“Ha desen olmaz, aaa desen olmaz,
Birine uysa,öbürüne uymaz,
Yalelli yalelli yalelli o zaman…”
Evet şanslıymışsın hakkaten. Ben de bir okadar şanssızım. Bu da benim hayattaki sınavım mı acaba. belki de şuan kızgınım ondan böyle konuşyorum bilmiyorum. ama şunu biliyorumki artık, huzuru insanlarda aramak nafileymiş. yani gerçek huzur benim en çok açlığını çektiğim şey bu.
Evet bence sen biraz kızgınsın ondan böyle konuÅŸuyorsun. Huzuru insanda aramak zor bir konu sanırım. Kendi iç dengemizi zor saÄŸlarken, baÅŸkalarının dengesini bozmadan ya da bozulmuÅŸ dengelerinin bir parçası olmadan yaÅŸamak zor.(EÄŸer arada aÅŸk ya da benzeri büyük bir sevgi bağı yoksa…)
Yapılması gereken insanlardan birşey beklememek diyeceğim ama onların bizden bekledikleri genelde beklentilerimizden daha çok oluyor. Belki de bu sebeple çıkıyor esas problem insan ilişkilerinde.
Eğer bir insan için gereken özeni ve emeği verdiysen ne kendini üzmene ne de derin derin düşünmene gerek yok bence. Biraz akışına bırakmak belki işe yarayabilir. Hiçbirşey senden değerli değildir zannımca.(Biraz egoist bakış açısı ama ayakta kalmak için gerekli bence!)
Evet bende akışına bırakmak taraftarıyım böylesi daha iyi olcak sanırım.buarada ufak bi sorunum daha var oda şu ki yarın final notumu bilmediğim-okulun otomasyon sayfası afedersin bi halta yaramadığı için- bi dersin bütünlemesi var, napıyım sence onu da akışına bırakıcam sanırım:)
Valla öğrenme imkanın yok mu hiçbir ÅŸekilde? Dersin hocasına falan mail atmayı dene son çare olarak. HiçbirÅŸey bulamazsan biraz bak, finalden arta kalanlar yeter sana zaten… Kendim olsam akışına bırakırdım ama tavsiye edemem sana, kötü örnek olmayayım
oldun bile:) ya baktım şimdi okulun sitesine sadece özgeçmişlerini falan vermişler hocaların. mail yoluyla ulaşamıcam yani. valla sabah okula gitmeyi hiç gözüm kesmiyo bu havada ve istanbulun bu trafiğinde tabi. inşallah geçmişimdir diyorum sadece.
Hmm anladım. İyi artık geçmiÅŸsindir umarım. Evet ÅŸu anda kar yağıyor hala.. Sabaha kadar durmazsa, trafik felç olmasa bile otobüsler felç olacaktır… Valla kötü örnek olma konusunda çok baÅŸarılıyımdır övünmek gibi olmasın… : )
estağfifullah:) kar yakamızı bırakmadı bu sene. neyse ben iyi akşamlar diliyorum sana. herşey için teşekkürler. tekrar görüşmek üzere.
Evet kar ÅŸehri oldu İstanbul… Ben teÅŸekkür ederim hiç bu kadar yorum yapan olmamıştı yani
Görüşmek üzere.
Nihayet ÅŸu geçmeyi umut ettiÄŸim dersin final sonuçlarını öğrendim ve 43 le kalmış bulunuyorum:( bu haksızlık ya…! resmen geçmeyelim diye adam elinden geleni yapmış. herneyse lütfen hocaların gerçek yüzüyle ilgili de bir yazı yazarmısın çok ihtiyacım var;)
hocaların gerçek yüzü yok ki hep gerçek olmayan yüzü var.
yanlış hayallerinden vazgeçmemiş o şekilde yaşamaya çalışıyorlar
sanki bir derebeyi olmuşlar bas bas bağırdıkları demokrasi nerde?
…
niye geriliyoruz ki ben konu ile ilgili yazayım =)
mutluluktan böle gayri ihtiyari bir intikam alıyorsanız
size bir formül ilk önce kendinizi mutlu edin sonra yolda geçerken birine gülümeseyin sonra otobüse binince buyrun diyin parayı verin sonra hayırlı iÅŸler dileyin. sonra ayakta gidin varın ÅŸehre bir bakkaldan su alırken yine meraba diyin sonra hayır iÅŸler dileyin. gün böyle geçse bir gün mutluluktan ne intikamı alacaksın direk teslim olursun valla…
GeçmiÅŸ olsun… Umarım baÅŸka dersten kalmazsın, son olur bu.
Hocaların iç yüzü ile ilgili yazıyı belki yarınki differential equations sınavından sonra yazabilirim. Muhtemelen zor olacağı için gayet hoş bir yazı çıkabilir.
…
Mutluluk için dediklerini yapmak yeterli olsaydı keÅŸke ama kimi zaman doÄŸru kiÅŸiden aldığın bir tebessüm yeterli olacaktır belki de! Yani bence ne İzel’in söylediÄŸi ne de seninki pek geçerli deÄŸil benim standartlarımda(maalesef…)!
teşekkür ederim. Allahtan dönemlik bi ders ama saygıdeğer(!) şair geçinen hocamız hepimizi süründürmeye kararlı besbelli.
Mutluluk bence de tarifsiz bi durum.. bazen dünyaları verseler kılın kıpırdamaz, bazen de küçücük bi söz kanatlandırır yüreğini..!
Bugünlerde hep mutluyum arada bir update oluyorum ama sinir bazında yine de ortalamasını alırsak (aritmetik) evet sinirsiz ve mutlu bir insanım ben =))
Daha önceden yorum yapmıştım ama saÄŸolsun bilgisayarın cache’inde kaldı..
Tekrar yazacağım artık..
EÄŸer hoca ÅŸairim diyorsa durum kötü zati…(sorulmadan söylediyse zati ÅŸairim diye o daha da sakat…) Tekrar tekrar geçmiÅŸ olsun. Süründüren sürünsün diye beddua etsek mi acaba? Neyse ama büyüklük bizde kalsın..
MutluluÄŸun kesin tarifi olmamasına karşın bazı durumlarla baÄŸlantısı belirgindir,ki bunlar: aÅŸk, sevgi, baÅŸarı, vs.vs.vs….
Not: Yarın güzel bir finalim olduÄŸumdan geç yorum yazıyorum kusura kalma…(Öğrencinin halinden öğrenci anlar..
Yok yok sen rahat ol anlarız:) sorulmadan söylemek ne kelime adeta gözümüze sokuyo şairliğini(kendince) yani anlatsam.. bana göre beş para etmez onun ne kitabı ne şiiri o da ayrı mesele ancak böyle insanlar hep rant elde ediyo hayatta ne yazık ki.
Bu gece uyku uğramadı yanıma. ama görüyorumki yanlız diilim.sana yarınki finalinde başarılar diliyorum.
TeÅŸekkür ederim… Lime lime olan beyin hücrelerimi en kısa zamanda geri kazanmayı diliyorum bu vakitten sonra. Gözümün önünde tasvir edebiliyorum sanırım hocanı… Valla iÅŸte hayat bu kime nasıl davranacağı belli olmuyor.
Uykuyu çağır belki uğrar yanına, yoksa güçsüz kalır, iyi dinlenemezsin(ord.prof konuşuyor.. : )
BaÅŸarı dileklerin için de teÅŸekkür ederim, eminim iÅŸe yarar…
İyi geceler…
benim mutluluğum gelgitlidir hep herzaman da mutlu olmayı beklemem zaten hayat bu sonuçta beklediğim aradığım şey huzur, huzur ve yine huzur..
Haklısın yatıcam birazdan.Sanırım sen de ders çalışıyosun Allah yardımcın olsun en sevmediğim şeylerden biridir ders çalışmak. sana da iyi geceler..:)
Hayatta daima mutlu olan tanıdığım kimse yok benim de! Daim mutluluğun tadı da olmazdı bence. Hep gülersek, gülmenin ne değeri kalır ki!
Ders çalışmak mı he he kim kaybetmiÅŸ ders çalışmayı da ben bulayım.. Ama yatmak lazım sabah olucak 2-3 saat sonra… : )