Köşebaşı…
GaripliÄŸimi sokaklara ödünç verdim artık…Masallarımı köşe başındaki oyuncakçıya sattım.Korkularımı, sahilden denize fırlattım ki;dünya’nın en ıssız sahilllerine vursun diye..Üstümde ağırlık yapan ne varsa,dağıttım eÅŸe dosta….Kimine haset düştü, kimine hasret.
Sahipsiz kalmasın diye “anonim” diye,not düştüm yazılarımın sonuna.Hergün beklediÄŸim gibi bekledim geçiÅŸini. Saat on altı otuz yedi oldu mu, baÅŸlardı saÄŸanakları baharın. “Sanki yarın nisan” mış gibi eserdi rüzgarlar boydan boya. Bugün esmedi… Yakıcı bir ateÅŸ vardı onun yerinde. Sahipsiz iklimlerin bahara,yaza,güze ve kışa nefreti sanki.
Aslında her aÅŸk böyle baÅŸlar. Nasıl olduÄŸunu bir türlü anlamaz, onunla karşınıza çıkan ortak kader parçalarına ya da ufacık tesadüflere büyücek anlamlar yükleyiverirsiniz. Artık aynalar ülkesi, artık masal diyarı…Yapacak birÅŸey de yoktur. Kanınıza girmiÅŸtir. Yatarken o, kalkarken o, uykunuzdan geçer, düşünüzden, düşüncenizden, belki rüyalarda bir yerden bir yere düşüşünüzde, kışsa üşüyüşünüzden… Hep o.
Her aşk böyle başlar.*
Nasıllarını bulamadan, kaybolmak deÄŸil de; bulamadan kaybetmek en kıvrandırıcı olanıdır acıların. Her gün uzanıp da, eller yükseldiÄŸi zaman arÅŸa doÄŸru, akıldan ve kalpten uzaklaÅŸmadığı gibi, isminsiz kalmaz kelamlar… Ufak bir fısıltı gibi gelir, sesin dışında tüm sesler.. Gülüşün mahkumiyeti müebbete dönüştürmek için verilen karar gibidir. Ne eÄŸri ne doÄŸru sormak zordur kendine.. HerÅŸey iyi gitsin diye sızlanırsın. Kaybetmek yoktur aÅŸklarda.. Kaybolmak vardır büyüsünde.
Hikaye baÅŸlar ama bitmez… Düğüm atılır ama çözülmez… Sebebi bilinir de sorulmaz…
*Sanki Yarın Nisan, Onur Caymaz
Â
Â