Çirkinlik ve suç

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 11 years 11 months 4 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Bugünkü Emre Aköz’ün yazısından alıntı yapıyorum. Aköz güncel bir araştırmayı ve geçmişten gelen ‘kırık cam teorisi’ ni aktarmış okurlara… Buyrun bir okuyun önce sonra yorumlar…

Colorado Üniversitesi’nden Naci Mocan ve Georgia State Üniversitesi’nden Erdal Tekin‘in incelemeleri, “Fiziksel açıdan çekici olmayanların, suça karışma ihtimalinin, ortalama güzellikte olanlardan fazla” olduğunu belirlemiş.
Başka araştırmalar da çekici olmayan kişilerin zor iş bulduğunu ve ‘güzellerden’ daha az maaş aldıklarını ortaya koymuştu. Araştırmalar, çekici öğrencilerin notlarının, diğerlerine kıyasla daha iyi olduğu da saptamıştı.

Bu haber bana bir zamanlar revaçta olan ‘Kırık Cam Teorisi’ni hatırlattı. James Wilson ve George Kelling‘ın geliştirdiği teoriye göre, insanlar kötü, çirkin, pis, dağınık mekanlarda kendilerini rahatsız ve tehlikeye açık hissediyor.
Eğer bir mahalle bu hale gelirse, oranın sakinleri taşınmaya başlıyor. Sonuçta bölge çetelerin, serserilerin eline geçiyor.
O halde belediyelerin yapması gereken: Çöpleri ve diğer atıkları düzenli ve hızlı toplamak… Duvar yazılarını silmek… Binaların boyanmasını sağlamak… Kırık pencere camlarını hemen yenilemek vb.

Suç...


‘Kırık Cam Teorisi’ ABD‘li suç psikologu Philip Zimbardo‘nun 1969‘da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmişti.
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.
Ve olup bitenler gizli kamerayla izlendi.
Sonuç: Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi ‘sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (saygın beyazlar!) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti.
“Demek ki” diyordu Zimbardo, “ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”
Gelelim güzellik-çirkinlik meselesine… Güzellik katsayıları ortalamanın altında olan insanlar da acaba benzeri bir toplumsal hunharlığa mı maruz kalıyor? İtilip kakılıyor, değer verilmiyor, ikinci plana mı atılıyor?
Onlar da bu aşağılanmanın sonucu olarak, topluma karşı, bazen suç işleyecek derecede hınç mı duyuyor, kin mi besliyor?

Yukarıdaki sorular sosyal psikolojiyle bağlantılı.
Tabii olaya bir de sınıfsal açıdan bakmamız gerekir.
Şunu biliyoruz: Yoksullar ve eğitimi düşük olanlar daha fazla suç işler. (Oran olarak.) Ama onlar aynı zamanda da ‘güzel‘ değildir! Çünkü: 1) İyi beslenemezler. 2) Kozmetik ve sağlık endüstrisinden faydalanamazlar…
Öte yandan yukarıdaki imkanlara sahip paralı erkekler; alımlı, endamlı kadınlarla evlenip daha ‘güzel’ çocuklara sahip olur.
Hayat çok acımasız!

Evet yazı bu… Bence doğruluk payı yüksek bir teori bu. Ama istisna örnekler de olabilir tüm suç işleyenler çirkin değildir ya da tüm çirkinler suç işlemez. Çevre çok önemli bir faktör bence…

Yukarıdaki kırık cam teorisi de çok manalı geldi bana… Sanırsam ilk harekete fırsat vermemek gerekiyor. Yani bir kıvılcım tüm ormanının kül olmasına sebep olabilir.

Share

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*