Kuzenden Alıntıdır!!!

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 12 years 3 months 9 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Kuzen‘in blogtan BJK ile ilgili…
Her harfinin altına imzamı basarım…Buyrun bakalım!!!

Bu Sevdadan Vazgecersek Allah Belamızı Versin
BJK İnönü Stadı’ndan daima bu vb. bağlılık sözleri,tezahüratları yükseldi. Dolmabahçe,Beşiktaş yeri geldi dünyanın dört bir yanında bu tezahüratlar gökleri inletti ve de Dünya durdukça inletmeye devam edecek. Ama bugünkü hale bakınca… Benim yüreğim acıyor. Her ne kadar bazı insanlar sadece bir oyun olarak algılasa da (ki bazen onlara çok şiddetli bir biçimde imrenirim) futbol artık -en azından benim için- bir yaşam biçimi. Günlük programımı düzenleyen en önemli elementlerden biri. Dolayısıyla bir Beşiktaşlı olarak şu günlerde bir yanım buruk,durgun,öfkeli…(Dikkat!Sadece bir yanım:)) Hala 2 sezon öncesinden miras kalan bir tramvanın içinde Beşiktaş camiası. Samsun maçını çok şiddetli bir deprem olarak farzedersek, 1,5 yıldır artçı şokların devam ettiğini söyleyebilirim. O maç bu takımın yönetimini,teknik-idari ekibini ve hatta biz taraftarları bile değiştirdi. Ama en büyük hasarı yönetimde yaptı. Serdar Bilgili’nin ardından Yıldırım Demirören’in başkan olmasıyla artçı şoklar dinmeden devam etti. Yıldırım Demirören ve yönetiminin beşiktaş sevgisi hakkında yorum yapamam ama yöneticilik anlayışlarıyla ilgili olarak söylenebilecek tek şey var: Rezalet!!! Fenerbahçeli,Galatsaraylı herkesin saygı duyduğu o mağrur Beşiktaşlı duruşunu 16 ayda yerle yeksan eylediler.Abur cubur yemek sevdalısı çocuklar gibi ortada buldukları her yerli futbolcunun üzerine atladılar. Tabii takımın bir teknik direktöre ihtiyacı olduğunu sonradan hatırladılar. Del Bosque gibi iyi bir teknik adamla anlaştılar. Ancak adamın önüne serdikleri kadrodan bir iş olamayacağı o kadar barizdi ki. Aldıkları işe yarar adamlar belliydi: İbrahim Toraman,John Carew… Bir de sezon ortasında Rıza Çalımbay(yaptıkları apayrı bir yazı konusudur) tarafından transfer edilen Koray Avcı. Ardından tüm ilk yarı boyunca arkasında durdukları Del Bosque’nin biletini bir mağlubiyette kestiler ve sonrasında Rıza Çalımbay.

Rıza Çalımbay takımın başına geldiğinde kafamda onu teknik direktörlüğüyle ilgili soru işaretleri vardı ama onun Beşiktaşlılığından şüphem yoktu. Zaten çoğu Beşiktaşlı da benzer düşünceleri paylaşıyordu. Ligde ve kupada havlu atan ekibin başına geçen Çalımbay, rahat bir psikoloji içinde takımı yönetti ve başarılı bir grafik çizdi. Rahat olmayan tek maçta 17 nisan’da Fenerbahçe’yi kalecisiz yendiğimiz maç idi. Burada da şansın yanımızda olması, yıldız oyuncuların kişisel becerilerini ortaya koyması ve Rüştü’nün kötü performansı bize unutulmaz bir zafer yaşattı. Bu maçın ardından yeni sezonun planları yapılmaya başlandı. Transferler yapıldı, bazı oyuncular gönderildi. Gelenlere bakınca Ailton ve Kleberson dışında hiçbiri Beşiktaş formasını rahatlıkla taşıyabilecek kalibrede futbolcular değildi. Fakat yinede vardır Atom Karınca’nın bir bildiği dedik. Umutlarımızın boşa çıkacağının ilk işareti Kayseri deplasmanında geldi. Takımla aynı otelde kalırken şunu farkettim ki, futbolcuların büyük bir kısmında inancın i’si yok. ”İlk maçlar zor olur” vb. mazeretleri öne sürmeye daha maçtan önce başladılar. Zaten daha sonra her puan kaybının ardından Rıza Hoca’nın mazeretlerin ardına sığınması bizi mazeretlerin Beşiktaşımızın son modası olduğunainandırdı. Sonraki lig maçlarında 2 galibiyet alındı ama saha içinde yaşanan olaylar, Vaduz maçlarında oynanan futbol kaygılarımızı arttırmaya devam etti. Her şeye rağmen Diyarbakır maçında alınan beraberliği bir yol kazası olarak gördük. Milli takımın Danimarka ve Ukrayna maçlarından sonra ligde oynadığımız Ç.Rizespor maçı bu sezonun ilk sinir krizini yaşamama neden oldu. Çalımbay’ın takıma oynattığı korkak oyun, yaptığı kötü değişklikler bu sezonki ilk mağlubiyeti getirdi. Ardından Malmö maçı,yine korkak oyun,yine yenilgi ki Malmö’nün ne boş beleş bir takım olduğunu rövanş maçında gördük. Fenerbahçe maçında yine yanlış oyuncu seçimleri maça damgasını vurdu. Youla ile arasında nasıl bir bağ var bilmiyorum ama sırf onu oynatabilmek için ondan hemkat be kat yetenekli olan hem de daha genç olan İbrahim Akın gibi bir yeteneği kenarda oturttu ve de sadece ben değil Fenerbahçeli bir çok insan İbrahim Akın ilk 11’de başlasaydı maçın çok farklı olacağını belirtti. Ankaraspor maçı hakkında pek birşey söyleyemiyorum çünkü maçı yolda olmam sebebiyle radyodan takip edebildim lakin yine de sinir krizlerine girmeyi başardım. Malmö ile oynanan rövanş maçı ise bir açıdan takım ve Çalımbay için namus maçıydı. Bu maçtan alınlarının akıyla çıktılar ve Rıza Hoca doğru hareket ederek istifa etti ama bu sefer de rezalet yönetim-ki bu takımın önünde en büyük engeldir- onu durdurdu. Bu durum onun da işine geldi ve yola devam etti. Samsunspor maçı ite kaka kazanıldı ama kazan kaynamaya devam etti.Ve son Kayserispor maçı. Gol pozisyonuna giremeyen bir takım,kişiliksiz bir futbol ve çok ama çok kötü bir teknik yönetim. Takımın dizilşinden bahsedemiyoruz çünkü ortada rasyonel bir diziliş yok. Yapılan oyuncu değişiklikleri ise skandalın daniskası! Kayserispor’ a karşı bile beraberliği korumaya çalıştı Çalımbay ki bunu bile başaramıyordu. Kayseri daha şanslı olsa sahadan bir hezimet ile ayrılabilirdik. Herhalde hayatımda bu kadar sinirlendiğim başka bir maç olmamıştır. Maçın son anlarında yüzüm üzerimdeki kırmızı sweatshirt gibi kıpkırmızıydı. Ardından dün gece boyunca istifa haberini bekledim ve haber bugün akşamüstü geldi. Kanımca en hayırlısı oldu. Rıza Hoca iyi bir insan,iyi bir Beşiktaşlı olabilir ama iyi bir teknik adam değil.Bu vasıflar teknik direktör olmaya yetseydi bu takıma benden iyisi bulunmazdı.

Ayrıca bir haber verelim: Gordon Milne A takımını başıan geçmeyecek. Genel anlamda futbol şubesinden sorumlu olacak.Görevinin tanımını yapmak gerekirse Kıvanç Oktay-Erdil Arpacı-Tayfur Havutçu üçlüsünün yetkileri onda toplanacak.Bir ihtimal takımı Bolton maçında yönetebilir. Ama ondan sonrası belirsiz…Benim teknik direktör adayım ise Paul Le Guen.Göze hoş gelen bir futbol seyretmek isteyen,başarıya susamış çoğu Beşiktaş taraftarının gönlünden geçen isim. Şu ana kadar futbolda hiç bir şekilde başarılı performans sergileyemeyen yönetiminde son şansı belki.

Son olarak, bu takım nerede, ne durumda olursa olsun, gerekirse başında George W. Bush olsun ben bu sevdadan vazgeçmem. Yönetimler,antrenörler,futbolcular gider. Biz ise ölene kadar buradayız.

SİYAH BEYAZ ÖLÜM YASAM

Share

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

One thought on “Kuzenden Alıntıdır!!!”