Toplu Taşıma ne kadar rasyonel?

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 12 years 2 months 17 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Emre Aköz’ün dünkü ve bugünkü yazıların konusu İstanbul’da insanlara söylenen;”Otomobilinizi bırakın; işe toplu taşıma araçlarıyla gidin… “çağrısının gerçekçiliği.

Aköz’e göre “İstanbul’da toplu taşım araçlarının düzenlenmesi, hem ulaşım şartları, hem de güzergahları itibariyle; işçilere, öğrencilere, dar gelirlilere uygun biçimde organize edilmiş durumda. Çağdaş orta sınıfı bunlara bindiremezsiniz. “Bir bakıma doğru olabilir…Ama bazı bölgelere eğer minibüs ve otobüsler girmeye başlarsa o bölgelerin trafiği daha da beter duruma gelecektir.

Aköz’ün demek istediği sadece “Toplu taşıma araçlarını kullanın” demekle problemin çözülmeyeceği…Ve bugünkü yazısında dediğine göre de;dünkü yazısındaki itirazına en çok “beyaz yakalı kadınlar” diye bahsettiği kadınlar katılmış.

“Otomobilinizi evde bırakın, toplu taşıma araçları kullanın” önerisinin bugünkü şartlarda gerçekçi olmadığını belirtmiştim ya… İtirazıma en çok kadınlar katıldı. Bu da bir tesadüf değil elbette. Çünkü otobüslerin, minibüslerin halinden en çok şirketlerde çalışan beyaz yakalı kadınlar yakınıyor. Haksız değiller: Hangi kadın sabahın köründe, bezdirici trafikte, dur-kalk otomobil kullanmak ister? Hiçbiri. Ancak buna mecburlar! Çünkü şirket yaşamının gereklerine uygun giyinmiş bir kadının balık istifi otobüslerde, minibüslerde tacize uğrayarak yolculuk etmesi mümkün değil. Mecburen en kısa zamanda bir otomobil edinip, trafik cefasını çekmek zorunda kalıyorlar.

Dünkü yazısına tamamıyla katılmıyorum ama bugünkü yazısında bahsettiği asansörlü otopark sistemi fikrine kesinlikle katılıyorum.Çünkü böyle sistemler hem yer açısından tasarruf sağlıyor, hem de günümüzdeki sokak otoparklarından oldukça güvenli…İstanbul’da her geçen gün artan araç sayısına rağmen inşa edilen otopark sayısını merak ediyorum açıkcası.

İkinci önemli nokta da otoparklar… Bugün İstanbul’daki en çirkin yapılar, herhalde otoparklar. Mesela Pera Palas Oteli’nin yanındaki katlı otoparka aracını bırakmaya çekinen birçok kadın tanıyorum. Çünkü pis, karanlık, korkutucu.
Bu eski tip binalarda, park yerine aracınızla gidiyorsunuz. Bazen dön baba dönelim yer arıyorsunuz. Bu otoparklar, 10 birimlik alana, faraza, 4 araç alabiliyor. Halbuki dün sözünü ettiğim asansörlü otoparklarda mekân çok daha verimli bir biçimde kullanılıyor, yine faraza aynı alana 8 araç konulabiliyor. Siz aracınızı girişte bırakıyorsunuz. Otomatik bir asansör sistemi aracınızı kaldırıp boş yere götürüyor.
Söz konusu modern otoparkların içi çelik konstrüksiyon. Dışı camla kaplı. Yani betona, iç yollara gerek olmuyor.
Belediye yer tahsis edip, yap-işlet-devret modeliyle bu tip çok sayıda otopark yaptırabilir. Bunların inşası kolay, hızlı, ucuz. Klasik otoparklara göre hem daha az yer kaplıyor, hem de daha şık.
Trafik polisleri haklı olarak yol kenarına park etmiş araçlara ceza yazıyor, hatta çekip götürüyor. İyi ama biz de haklıyız: Sen önce bana park yeri göster, eğer aracımı oraya koymazsam ceza yaz!
Bugün harekete geçilse, 2 yıl içinde kent söz konusu modern otoparklarla donatılır.

Evet biraz uzun oldu ama idare edin…Konu gayet ciddi ve uyus olduğum bir konu olduğu için abartmış olabilirim bilmiorum…;)

Son olarak Emre Aköz’ün yazısına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz…

07/11/2005 teki yazısı

08/11/2005 teki yazısı

Share

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*