Zor bir sabah…

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 11 years 11 months 14 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Zor bir sabah… Tüm haykırışlarıyla şehir isyan ediyor.Direnmeye çalışıyor; işgal edilen bir ülkenin mağrur komutanı gibi.Merak edilen de nasıl kaybedildiği geçen yılların…Kazanmayı hedeflemişken nasıl kaybedildiği?
Ben başıboş bir şekilde dolanırken boş sokaklarında şehrin birkaç mısra beliriyor zihnimde Necip Fazıl’dan:

« Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı;
Seni beklediğim kadar! »

Beklenilenlerle kazanılanların hiçbir şekilde örtüşmediği o izbe yerde sürdürmek, ne kadar zorsa hayatını… Ya da ıssız han duvarlarında birkaç harfle ifade edilmişse aşkınız… Ne beklersiniz ki hayattan!
Korkularım, özlemlerim senin için demedikten sonra… Karşılığını almadan, zincirlerini kırıp; en ağır azapları çekmiyorsa yaşam… Belki de unutulmak için son çabaları umutsuzlukların!
Çelikten suretlerin ardında, bir çocuğun masumiyetiyle merhamet ya da muhabbet aramak kendini bilmezcesine… Her defasında aynı tuzaklarına düşüp, ondan uzak kalmaya mahkum olduğumuz şehrin masumiyeti ne kadar inandırıcıdır ki?
Toprağın cömertliğinden, gökyüzünün rahmetinden mahrum kalmış beton yığınlarının arasındakilerin vasfı ve hükmü nedir acaba? Kendi dünyalarının bencil hükümdarlarının başkaların dünyasındaki rolü nedir?
Mükemmeli aramak için yola çıkmış birileri; eğer gün gelip çalarlarsa kapınızı, diyecek birkaç kelamınız var mı? Yoksa korkularınız karşınıza çıkmasın diye sandıklara doldurup kilitlerle hapsettiniz mi geçmişe? Bırakıp tüm hastalıklarını şehrin, kendi dünyanızdaki sağlığa ve mutluluğa mı koşuyorsunuz?
Islanan toprağın kendine mahsus o sarhoş edici kokusunu, fersah fersah uzaklarda aramak zorunda kalıyorsanız…
Sevdiklerinizi yoğun olduğunuz için sadece belli zamanlarda hatırlıyorsanız…
Belki sadece kendinizi düşünüyorsanız…
Mutluluğa seslenin çaresizlikle:

« Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni,
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme artık neye yarar! »

Share

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

16 thoughts on “Zor bir sabah…”