Geçmiş Zaman Olur Ki

closeBu blog girdisi uzun uzun zaman önce yazıldığından dolayı, okunduğu tarihte geçerliliğini yitirmiş olabilir. Herhangi bir durumda, öncelikle içerdiği bilgilerin güncelliğini kontrol etmeniz önemle rica olunur.

This post was published 6 years 5 months 9 days ago which may make its actuality or expire date not be valid anymore. This site is not responsible for any misunderstanding.

Zaman dediğimiz beyhude bir kavram. Hayatta zaman düzleminde ya da ilişkili düzlemlerde ilerlerken, en son neresinde bir dem es aldığınızı unutur hale geliyorsunuz.  İşte ben de uzun zamandır bu ruh haliyle, hayat meşgalesi demekten geri kalınmayacak bir düzende ilerlerken not düşmeyi unuttum bir yerlere. Çırağın o ne yaptığını bilmez edasıyla yeniden başlamam, harf harf düşürmeye kelamlarımı bu yüzdendir.

Uzun lafı kısası; geçmiş zaman olur ki diye andığım hatıralarımdaki köprülerin, altından da üstünden de çok sular aktı. Yaklaşık bir ay önce,  osmanbicakci.com‘da yapacağım bir dizi eylem öncesinde, işte tam da bu zaman aşımından dolayı bahar temizliği operasyonuna giriştim.

Operasyonun amacı, yapacağım bir dizi eylem öncesinde eski yazıların tozlu arşivlerdeki yerini alması ve gözden kaybedilmesiydi. Bu operasyon sırasında, ilk gönderimden başlayıp tüm kayıtlı gönderilerimi de tek tek okudum. (Eğer blog sahibiyseniz belli aralıklarla bu eylemi tekrarlamak hangi konularda ilerleme katettiğinizi görme konusunda yardımcı olabilir. )

Time Goes
Time Goes

Photo from http://barefootliam.deviantart.com

Bahar Temizliği Operasyonu

Bahar temizliği sırasında gönderileri okurken geçmişe doğru kısa bir yolculuk da yaptım işte satır araları:

  • Blog‘a ilk gönderiyi 2005 yılında (2005/10/14 tarihinde) girmiştim. Bu blog gönderisi oldukça kısa(20 kelime) bir giriş yazısıydı, ki o zamanlar bu tarzda giriş yapan tek ben değildim. İlk blog gönderimi okumak isteyenler aşağıdaki göster’e tıklayabilirler ancak çok da vakit kaybetmelerine gerek yok!

Göster »

Hani Cem Karaca’nın bir şarkısında geçer ya: “Bindik bir alamete,gideyoz kıyamete…” Benimki de o misal! Ne diyem gari(!):Haydi hayırlısı!!!

  • Bunun öncesinde hem Google’un Blogger altyapısında hem Microsoft’un MSN Spaces ortamında çeşitli blogvari girişimlerim de olmuştu. Ancak günümüz standartlarındaki ilk blog altyapım WordPress üzerindeydi. WordPress’in o zamanki versiyonu 1.5.3 idi.
  • Blog’un ilk alan adı aslında bir subdomain’di. Şimdilerde aktif olmayan Netcubix alan adı üzerinde,erkankavas.com‘un iştirakleriyle hayat bulmuştu.
  • 2006 yılının 25 Şubat’ında yine erkankavas.com‘un iştiraklerinden biri olan Mellek Hosting altyapısını kullanarak osmanbicakci.com alan adına taşındık. Mellek Hosting Media Temple’ın Dedicated Virtual Hosting servisini kullanarak hosting hizmeti sunuyordu.
  • Bu zaman zarfında blog’a hatırı sayılır miktarda trafik getiren kaynak/keyword ise İrem Yağcı ve Hayalet Sevgilim’di. O dönemde internette fenomen haline gelen,Hayal Et Sevgilim haliyle de anılan şarkı istemeden de olsa İrem’i uzun süre gündemde tutmuştu. İrem de çok vakit kaybetmeden ve fırsatı kaçırmadan tek albümlük tarih sahnesinde yerini 2006 yılında Avrupa Müzik bünyesinde çıkardığı albümle almıştı.
  • Blogun bir diğer trafik kaynağı ve  PageRank’ı yükselten içeriği ise, biraz da o zamanki bilinçsizlikle paylaşım amacıyla siteye eklenen şarkı sözleri ve linkleriydi. Bu kaynaklar gelen trafik, normal içerik trafiğini de arttırmış ve sitenin genel trafiği de haliyle birkaç katına çıkmıştı.
  • Sitenin bu dönemdeki (2006 yılı herhangi bir zaman aralığındaki 18 gönderi seçildi.) içeriği inceleyecek olursak 18 adet gönderinin dağılımı aşağıdaki şekildeydi. 

Blog İçerik Dağılımı

  • 2007 yılı ile birlikte gerek üniversite yaşamındaki yoğunluk, gerekse yavaş yavaş iş dünyası telaşı içine girmemden dolayı blogtaki gönderi grafiği azalışa geçti. 2008 yılı ile neredeyse de yok denilecek kadar azaldı. 2008 yılında sadece dört, 2009 yılında ise sadece üç blog gönderisinin bulunması da bu durumun kanıtı.
  • 2010 yılında ise iş hayatımdaki yoğun tempo ve akış arasında kaybettiğim ve unuttuğum çoğu şey arasında yerini aldı. Örneğin daha fazla vakit ayırabilmiş olmayı dilediğim bir diğer konuysa yine aynı dönemlerde ihmal ettiğim İtalyanca öğrenmek idi.
  • 2010 yılının son aylarında askerlik sebebiyle hayatıma ara verdim. O ara zaten ara halinde olan blog için pek hissedilebilir olmasa da benim için oldukça geniş bir aralık oldu. Aralık ayında başlayan bu aralık 2011 yılının Mayıs ayı ortalarında sona erdi.

Şimdi ise tüm bu satır aralarını okuyarak kendime öğretiler çıkarıyorum.

Biliyorum ki, bazı şeyler paylaştıkça,bölündükçe artar. Öğrenerek yeniden başlıyorum paylaşmaya… 

Share

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*